Milli Mücadele’ye Hazırlık Dönemi

📅 21 Ocak 2023|21 Ocak 2023
Milli Mücadele’ye Hazırlık Dönemi

Konu Özeti

Mondros Ateşkes Anlaşması, Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanmış bir ateşkes anlaşmasıdır. Anlaşma Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bağımsız bir Türk devletinin devamını sağlamıştır. Ancak İzmir'in işgali İtilaf Devletleri tarafından yapılmıştır.

Bu konuda
  • Mondros Ateşkes Antlaşma ile yaşanan gelişmeleri
  • İzmir'in işgalinin sonuçlarını
  • İşgaller karşısında Türk halkının oluştuduğu Kuvay-ı Milliye birliklerini
öğreneceksiniz.
Instagram Logo
Bikifi Instagram'da

Ateşkes Dönemi

Mondros Ateşkes Anlaşması, Osmanlı Devleti’nde hem hükümet çevresinde hem de basında olumlu karşılanmıştır. Uzun süren savaşların sona ereceğine inanan Osmanlı, tüm umudunu Wilson İlkeleri’nin 12. maddesine bağlamıştır. Bu maddeye göre Osmanlı; Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bağımsız bir Türk devletinin devamına imkan verileceğine inanmıştır.

Fakat Paris Barış Konferansı’nda İzmir ve çevresinin Yunanistan tarafından işgal edilmesi kararlaştırılmıştır. Kaldı ki İtilaf Devletleri, Paris Barış Konferansı’ndan önce, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanmasının hemen ardından antlaşmanın 7. maddesine dayanarak işgallere başlamışlardır. İlk olarak Musul, İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Fransızlar da Çukurova’ya doğru ilerlemişlerdir.

Hatay’ın Dörtyol ilçesinde, Fransızlara karşı, silahlı ilk halk direniş hareketi de başlamıştır.

İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1919)

İngiltere’nin desteği ile Paris Barış Konferansı’nda İzmir’i işgal etme hakkı Yunanistan’a verilmiştir. İngilizlerin Yunan işgalini desteklemesindeki en büyük etken ise Yunanistan’ın Akdeniz’deki İngiliz ticaret ve sömürge yollarının koruyuculuğunu yapacağına inanması olmuştur.

İzmir’in işgali, Osmanlı Devleti’ne Mondros Ateşkes Anlaşması’nın yedinci maddesi gereğince yapılacağı söylenerek bildirilmiştir. Bunun üzerine Damat Ferit Paşa hükümeti; İzmir Valisi İzzet Bey ve Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya işgal hareketlerine karşı koymamaları ve işgalcilere kolaylık sağlamaları konusunda talepte bulunmuştur. Çatışmaları önlemek adına da askerler kışlalara toplanmıştır.

İzmir’in işgal edileceğinin öğrenilmesi üzerine İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Redd-i İlhak Cemiyeti, halkı harekete geçirmeye çalışmıştır. Vali İzzet Bey ise endişe edilecek bir durum olmadığını ve hükümetin her türlü önlemi alacağını, İzmir halkının temsilcilerine söylemiştir.

15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu İzmir’e asker çıkarmaya başlamıştır. Bu sırada Hukuk-u Beşer gazetesi yazarı Hasan Tahsin, silahını ateşleyerek Yunan bayrağını taşıyan bir askeri vurmuş ve böylece İzmir’de ilk silahlı direniş başlamıştır. Hasan Tahsin ise öldürülmüştür. Yunanlar, İzmir’deki önemli yerleri kontrol altına almışlar, kontrol altına alırken de birçok Türk’ü öldürmüştür.

Yunan ordusu İzmir’den sonra iç kısımlara doğru ilerleyişe geçmiş ve Aydın, Nazilli, Akhisar ve Ayvalık’ı işgal etmiştir. Türk halkı ise işgali ve ölümleri protesto etmek amacı ile mitingler yapmaya başlamış, İtilaf devletlerinin temsilcilerine protesto telgrafları çekilmiştir. Bu mitinglerin en çok ses getirenleri ise; Fatih, Kadıköy ve Sultanahmet mitingleridir. Fatih Mitingi’nde Halide Edip Adıvar; Sultanahmet Mitingi’nde Nakiye Elgün, Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul, Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Selim Sırrı Tarcan; Kadıköy Mitingi’nde Münevver Saime Hanım yaptıkları konuşmalarla halkın milli duygularını coşturmuşlar; gazeteler ise bu konuşmaları bütün yurda yaymıştır.

🚀DETAY BİLGİ:

AMİRAL BRİSTOL RAPORU=İtilaf Devletleri kamuoyunu yatıştırmak ve İzmir bölgesindeki durumu incelemek için bölgeye uluslararası bir heyet gönderme kararı almıştır. Amerikalı Amiral Bristol başkanlığında; İngiliz, Fransız ve İtalyan generallerinden oluşan heyet; İzmir, Aydın, Nazilli, Ödemiş, Manisa ve Ayvalık’ta Türk ve Rumları dinlemiştir. Bristol Raporu’nın İçeriği:

  1. Bölgedeki olayların sorumlusu Yunanlar ve Rumlardır.
  2. Türkler çeşitli zulümlere ve katliama uğramışlardır.
  3. Bölgede çoğunluk Türklerden oluşmaktadır.
  4. Yunan ordusunun işgali gereksiz ve haksızdır.
  5. Yunan kuvvetleri çekilip, yerine İtilaf kuvvetleri gelmelidir.

Bu rapor; Türk halkının Milli Mücadelesi’nin haklılığını ortaya koyan ilk uluslararası belgedir.

Kuvay-ı Milliye Direnişi: Bağımsızlık Ruh

Kuvay-ı Milliye; Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra, vatanı işgal eden düşmanla mücadele eden ve azınlık faaliyetlerine karşı çarpışan silahlı grupları ve onlara maddi, manevi ya da fikirsel yardımda bulunan herkesi içinde bulunduran örgüttür.

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra Osmanlı toprakları itilaf devletleri tarafından işgal edilmiştir. Osmanlı devlet adamları ise bu durumda sessiz kalmış ve halka sükunet tavsiyesinde bulunmuştur. Bu nedenle halk kendiliğinden harekete geçmek ve savunma yapmak durumunda kalmıştır. Aynı zamanda itilaf devletlerinin, azınlık çetelerinin yaptığı eylemlere göz yummuştur. Üstelik çeteleri de kışkırtmışlardır. Bu durumda güvenlik sorunlarını da iyice artırmıştır.

Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra Osmanlı orduları tamamen dağıtılmış ve güvenlik güçleri etkisiz hale getirilmiştir. Bu nedenle Türk halkı saldırılar ve işgaller karşısında savunmasız kalmıştır. Yine de Türk halkı vatanını koruma ve bağımsız olma isteği doğrultusunda örgütlenmeye başlamıştır. Bunun sonucunda da ortaya çıkan direniş hareketine ve teşkilatına Kuvay-ı Milliye (Milli Kuvvetler) adı verilmiştir.

Kuvay-ı Milliye birlikleri; vatanseverlerin işgal kuvvetlerine ve azınlık çetelerine karşı oluşturdukları, yerel halk kahramanları liderliğinde gönüllülük esasına göre oluşmuştur. Ülkenin değişik değişik yerlerinde bu birlikler teşkilatlanmıştır. Bu birlikler bir merkezden idare edilmemiştir. Her türlü ihtiyaçlarını da bölgedeki halk temin etmiştir. Ege Bölgesi’nde, Karadeniz’de ve Güney Cephesi’nde; Ethem, Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe, Şahin Bey, Kara Fatma ve İpsiz Recep isimleri öne çıkmış yerel halk kahramanlarıdır.

İşgallere karşı ilk direniş hareketi; Hatay’ın Dörtyol ilçesinde, Güney cephesinde ve Fransızlara karşı başlamıştır. Yunanlılar tarafından İzmir’in işgal edilmesi ile birlikte Ege Bölgesi’nde de direniş hareketleri baş göstermiştir. Ayvalık, Nazilli, Salihli ve Ödemiş cepheleri oluşturulmuş, Alaşehir ve Balıkesir Kongreleri ile güçler birleştirilmeye çalışılmıştır. En sonunda Sivas Kongresi’nde Batı Anadolu Kuvay-ı Milliye Komutanlığı adı altında dağınık olarak mücadele eden güçler de birleştirilmiş, başına Ali Fuat Paşa getirilmiştir. Böylece Batı cephesi kurulmuştur.

Kuvay-ı Milliye birlikleri; Yunan kuvvetlerine ve Rum çetelerine karşı mücadele etmiş ve işgal kuvvetlerinin ilerleyişini yavaşlatmıştır. Rum ve Ermeni çetelerinin baskınlarından, Türk köylerini korumuşlardır. Aynı zamanda Milli Mücadele’nin örgütlenmesine zaman kazandırmışlardır.

Kuvay-ı Milliye birlikleri iç ayaklanmaların bastırılmasında da görev almışlardır. Milli Mücadele ruhunun güçlenmesine katkıda bulunmuşlardır. Büyük Millet Meclisi’nin açılmasından sonra verilen düzenli orduya geçiş kararı ile Kuvay-ı Milliye birlikleri yerini düzenli birliklere bırakmıştır.

Bu yazıda bulunan terimler ayrıca anlatılmamıştır. Bu yazıdaki bir terimin ayrıca anlatılmasını istiyorsanız aşağıdaki yorum kısmından bize ulaşabilirsiniz.
Benzer İçerikler
Mondros Ateşkes Anlaşması (30 Ekim 1918)
Tarih

Mondros Ateşkes Anlaşması (30 Ekim 1918)

İçeriğe Git>
Milli Mücadele’de Batı Cephesi
Tarih

Milli Mücadele’de Batı Cephesi

İçeriğe Git>
I. Dünya Savaşı (1914-1918)
Tarih

I. Dünya Savaşı (1914-1918)

İçeriğe Git>
Cemiyetler: Direniş ve Kurtuluş Yolları Arayışı
Tarih

Cemiyetler: Direniş ve Kurtuluş Yolları Arayışı

İçeriğe Git>
Milli Mücadele Dönemi
Tarih

Milli Mücadele Dönemi

İçeriğe Git>
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası (1923-1938)
Tarih

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası (1923-1938)

İçeriğe Git>
Copyright © 2024 Bikifi
Star Logo
tiktok Logo
Pinterest Logo
Instagram Logo
Twitter Logo