Burdasınız: Bikifi > Hukuk, Konu Anlatımları > [Eşya Hukuku] Mülkiyet 1

[Eşya Hukuku] Mülkiyet 1

Mülkiyet Anayasa’da temel haklar başlığı altında koruma altına alınmıştır ancak mülkiyet hakkının tanımı belirtilmemiştir.

XII. Mülkiyet Hakkı

  • MADDE 35- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
  • Mülkiyet hakkı Medeni Kanun’un dördüncü kitabı olan Eşya Hukukunda birinci kısımda düzenlenmiştir.
    • Madde 683-703 arası genel hükümler,
    • Madde 704-761 arası taşınmaz mülkiyeti,
    • Madde 762-778 arası taşınır mülkiyeti düzenlenmiştir.
  • Mülkiyet genel olarak eşya üzerinde sağlanan sahibine en geniş yetkileri sağlayan ayni hak olarak tanımlanabilir. Ayni haklar kural olarak herkese karşı ileri sürülebilen haklar olmasına rağmen mevzuat hükümleri gereği mülkiyet hakkının sağladığı yetki de bazı kısıtlamalara ve sınırlandırmalara tabi tutulmuştur.
  • Mülkiyet hakkının içeriği MK madde 683’te düzenlenmiştir.

Madde 683/1- Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

  • Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere mülkiyet hakkı, sahibine, hukuk düzeni sınırları içinde o şeyi
    • kullanma,
    • yararlanma,
    • tasarrufta bulunma yetkisi sağlar. (Aktif yetki / olumlu içerik)
  • Ancak bu yetki hukuk düzeninin kabul ettiği sınırlar içinde kullanılabilir.
  • Mülkiyetin aktif yetkisine iki sınırlama getirilmiştir.
    • Bunlardan birincisi Anayasa 35. Madde hükmünden kaynaklanır. Buna göre, AY m. 35/3 ‘Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.’ Denilerek hakkın kullanılması toplum yararına aykırı olmamalıdır.
    • İkincisi ise MK m.2 ‘Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.’ Hükmünden kaynaklanan genel dürüstlük kuralıdır. Dürüstlük kuralı gereği, hak dürüst şekilde kullanılması, kötüye kullanılmamasıdır.

Madde 683/2 – Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.

  • Mülkiyetin koruyucu yetkisi, olumsuz içeriği olarak kabul edilen m. 683/2 hükmünde bahsi geçen davalar doğrudan mülkiyet hakkından kaynaklanır.
  • İstihkak davası ve el atmanın önlenmesi davası mülkiyet hakkı ile ayrılmaz biçimde bütündürler ve haktan ayrı olarak temlik edilemezler.
  • İstihkak Davası
    • İstihkak davası niteliği gereği bir eda davasıdır. Zira dava ile mülkiyet hakkının tespiti ve geri verilmesi istenir.
    • Davanın amacı, malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan malın dolaysız zilyetliğine kavuşturulmasıdır.
    • Davacı, dolaysız zilyet durumunda olmayan maliktir. Mülkiyet sahibi malik hiçbir zaman dolaysız zilyet olamamış olsa da dava hakkı vardır.
    • Davalı, malik olmayan haksız dolaysız zilyettir. Zilyedin malike karşı zilyetliği haklı bir sebebe dayanıyorsa (haklı zilyet ise), malik istihkak iddiasıyla dava açamaz.
    • Paylı mülkiyet sahibi bir hak sahibi kendi payı için tek başına dava açabilir. Ancak bölünemez menfaatler söz konusu ise diğer paydaşları da temsil ederek dava açabilir.
    • Elbirliği mülkiyetinde ise kural maliklerin hepsinin birlikte davayı açmaları gerekse de ortakların her biri ayrı ayrı dava açma hakkına da sahiptir. (Madde 702)
    • Malik malı elinde bulunmasa bile tapuda kayıtlı ise malın dolaysız zilyedidir.
    • Davacı, malın dolaysız zilyedi olduğunu ve mülkiyetine sahip olduğunu ispat etmelidir.
    • İstihkak davası bir ayni taleptir dolayısıyla zamanaşımı süresi yoktur.
    • İstihkak davası ile diğer hukuki ilişkilerden kaynaklanan talepler birbirinden bağımsız olarak varlığını sürdürebilir.
    • Sınırlı ayni hak sahipleri de ayni haklarına bağlı olarak istihkak davası açabilir.
  • El Atmanın Önlenmesi
    • Malikin zilyetliğine dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik saldırının önlenmesini sağlayan, mülkiyet hakkından doğan yetkilerini kullanmasını haksız olarak engelleyen veya güçleştiren hallerde kendisini korumaya yönelik açabileceği bir ayni davadır.
    • Mülkiyete yapılan müdahale olumlu veya olumsuz olabilir.
    • Davalının kusuru aranmaz. Ancak el atma haksız olmalıdır. Malik el atmaya katlanma yükümlülüğü altındaysa yine davayı açamayacaktır. (geçit irtifakı, kira ilişkisi)
    • Davanın açılması için zarar şartı aranmasa da zarar söz konusu ise artık genel hükümlere göre dava açılarak saldırı sona erse de zararın tazmini istenebilir.
    • El atmanın önlenmesi davası ayni bir davadır ve zamanaşımına tabi değildir. Davanın açılabilmesi için saldırı veya saldırı tehlikesi devam ediyor olmalıdır.
    • Davanın davacısı mülkiyet hakkı haksız olarak saldırıya uğrayan maliktir.
    • Davalı ise haksız olarak saldırıda bulunan kimsedir.
    • Mal üzerinde zilyetliği bulunan kişilere (ayni, şahsi veya kanundan doğan zilyetlik) karşı el atmanın önlenmesi davası açılamaz.
    • Malik davada mülkiyet hakkını ve saldırıyı ispat etmek zorundadır. Malikin katlanma yükümlülüğü varsa bunu davalı ispat etmelidir.
    • Paylı mülkiyetin paydaşlarından her biri kendi payı için bağımsız dava hakkına sahip olmakla beraber bölünemez menfaatlerde diğer paydaşlarında temsil hakkını kullanarak tek başına dava açabilir.
    • Elbirliği mülkiyette ise ortaklardan her birisi mala yapılan müdahalenin sonlandırılması için el atmanın önlenmesi davası açabilir.
    • Sınırlı ayni hak sahipleri de el atmanın önlenmesi davası açabilir.

BÜTÜNLEYİCİ PARÇA

Madde 684- Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.

  • Asıl şey üzerinde yapılan tasarruflar bütünleyici parçaları da kapsar. Asıl şeyden bağımsız olarak bütünleyici parça tasarruf işlemine konu olamaz. Aynı şekilde asıl şey üzerinde yapılan borçlandırıcı işlemler bütünleyici parça üzerinde de etkili olur. Ancak asıl şeyden farklı olarak sadece bütünleyici parça için borçlandırıcı işlem yapılabilir, nispi hak sahibi olunabilir.

Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.

  • Madde 684/2 hükmünden de anlaşılacağı üzere bir şeyin diğer bir şeyin temel unsurunu teşkil ederek bütünleyici parça halin gelmesi için iki şarttan birinin varlığı gerekecektir.
  • Şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olana bulunmayan parça – Sıkı maddi bağlantı: İlk olarak, bir şey, asıl şeye sıkı maddi bağlantı ile bağlanmış ve ayrılması ile asıl şeyin yok olması, zarara uğraması veya yapısının değiştirmesine neden olacağından artık bağlanan şey asıl şeyin temel unsuru haline gelmiştir.
    • Şeyin asıl şeyden ayrılması, zarara veya yok olmaya neden oluyorsa, bağlanan şey artık bütünleyici parça vasfındadır.
    • Maddi bağlantı sıkı ve devamlı olacağı için artık eşya bir bütün olarak anlam ifade eder ve ekonomik değeri de buna göre değişir.
    • Sıkı bir maddi bağlantı söz konusu değilse ve bağlanan parça ayrıldığı takdirde asıl şeyin sadece ekonomik değerinde değişiklik oluyorsa bağlanan parçanın asıl şeyin temel unsuru haline gelip gelmediğine bakılmalıdır.
  • Yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan: İkinci olarak ise sıkı maddi bağlantı bulunmamasına rağmen yerel adetler gereği bağlanan şey asıl şeyin temel unsuru olarak sayıldığı için artık bütünleyici parça anlamını taşır.
    • Sıkı maddi bağlantı bulunmasa dahi bütünleyici parça asıl şey ile birlikte ekonomik bir değer ifade eder ve bütünleyici parça asıl şeyin tahsis amacına sürekli hizmet eder.
    • Bütünleyici parçanın asıl şeyden ayrılması ile asıl şey artık ekonomik olarak tahsis amacını sağlayamayacak duruma düşmelidir. Bundan dolayı sıkı maddi bağlantı olmasa dahi ekonomik bütünlük sağlanmış ise o parça artık bütünleyici parça vasfını kazanmıştır.
    • Bütünleyici parça ekonomik tahsis amacıyla bağımsızlığını yitirip asıl şeye eklenmiş de olabilir.
    • Ekonomik bütünlüğün olup olmadığı iş hayatındaki değerlendirmelere göre yapılmalıdır.
    • Asıl şey ile bağlanan şey arasındaki tahsis amacı devamlılık arz etmelidir ve bağlanma anında birleştirenin iradesine bakılmalıdır. Dolayısıyla birleştirenin iradesi bölgeden bölgeye yerel adetlere göre farklılık gösterebileceği için şey, bir bölgede asıl şeyin temel unsuru sayılabilir; başka bir bölgede ise sayılmayabilir.
  • Bütünleyici parça için geçerli olan yukarıdaki şartların ortadan kalkması ile bütünleyici parça vasfı ortadan kalkar ve artık bağımsız eşya durumuna girer.
  • Bağımsız eşya durumuna gelen bütünleyici parçada artık mülkiyet konusu olur.

Doğal Ürünler

Madde 385 – Madde 685- Bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur.

Ürünler, dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukukî ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler gereği ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimlerdir.

Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır.

  • Doğal ürünlerinde şeyden ayrılana kadar bütünleyici parça sayılacağı kabul edilmiştir. Bundan dolayı doğal ürünler için madde 684’teki şartlardan herhangi birisini sağlamış olması aranmaz.
  • Madde 685/2’de belirtildiği gibi doğal ürünler iki grupta ele alınmıştır. Bunlar dönemsel olarak elde edilen ürünler ve yerel adetler gereği bir şeyden elde edilmesinin uygun gördüğü verimlerdir.
  • Dönemsel olarak elde ürünlerde kendi içinde ikili bir ayrıma tabi tutulmuş ve hukuki ürünler ile doğal ürünler olarak belirtilmiştir.
  • Doğal ürünler, aralıklarla (her mevsim, her yıl, üç ayda bir) oluşan ayrıldığından asıl şeyin verimliliğini etkilemeyen ürünlerdir. Asıl şeyden ayrılana kadar doğal ürünler bütünleyici parçadır. Doğal ürünler cismani varlıklardır.
  • Hukuki ürünler, eşyadan, alacaktan veya hukuki bir işlemden elde edilen dönemsel ürünlerdir. (Kira geliri, faiz)

Yapılar ve Bitkiler

  • Mülkiyetin kapsamına giren yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler, kaynaklarda girer. Yapılar, bitkiler ve kaynaklar bakımından da madde 684 şartları aranmaz.

EKLENTİ

Madde 686- Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.

Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.

Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.

  • Eklentinin tanımı madde 686/2’de verilmiştir. Malikin arzusuna veya yerel adetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlanması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.
  • Tanımdan da anlaşılacağı üzere sadece taşınır mallar eklenti olabilir. Taşınmaz malların eklenti olması söz konusu değildir. İki taşınmazdan birinin diğerine eklenti olması söz konusu değildir. Ancak eşyaya bağlı mülkiyet ortaya çıkabilir.
  • Hak ile mal arasında eklenti ilişkisi kurulamaz.
  • Bir taşınır malın eklenti olarak kabul edilmesi için özgüleme amacı ve bir dış bağlantı olmalıdır. İki şartın varlığı halinde taşınır malın asıl şeyin eklentisi olacağı kabul edilir.

Dış Bağlantı:

  • Eklentinin varlığından söz edebilmek için, asıl şey ile taşınır mal arasında maddi bir bağlantı olmalı ve bağlantı dışa belirli olmalıdır. Eklenti asıl şeye tabi kılınmalıdır.
  • Eklentinin asıl şeyle birleştirilmesi, takılması veya başka biçimde bağlı kılınması gerekir. (m.686/2)
  • Dış bağlantı kurulmadığı sürece özgüleme amacı olsa dahi taşınır mal eklenti vasfını kazanamaz.
  • Dış bağlantının sona ermesi ile eklenti vasfı da sona erer.

Özgüleme:

  • Taşınır mal, asıl şeyin işletilmesi, korunması veya ona yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenmesi halinde eklenti vasfını kazanabilir.
  • Taşınır mal asıl şeyin ekonomik amacına tabi kılınmış olmalıdır.
  • Taşınır ile taşınmaz mal arasında daima taşınmaz mal asıl şeydir.
  • Taşınırlar arasında özgüleme bahsinde ise iş hayatındaki düşüncelere göre hangisinin eklenti olduğu hangisinin asıl şey olduğu tayin edilir.
  • Hangi malın ekonomik amaca özgülendiği yerel adetlerden veya malikin açık isteğinden anlaşılabilir. (malikin açık isteği için örneğin tapu sicilinde beyanlar bölümüne eklenti ibaresi düşülmesi)
  • Özgüleme sürekli, devamlı olmalıdır. Geçici özgüleme eklenti vasfı kazandırmayacağı gibi geçici çözülmelerde eklenti vasfını sona erdirmez.

Madde 687- Asıl şeye zilyet olan kimsenin sadece geçici olarak kullanması veya tüketmesi için özgülenen ya da asıl şeyin özel niteliği ile herhangi bir ilişkisi bulunmadan sadece korunmak, satılmak veya kiraya verilmek üzere onunla birleştirilen şeyler eklenti sayılmaz.

  • Madde 687 hükmünde belirtilen asıl şeye zilyet olan kimsenin geçici olarak kullanması veya tüketmesi için özgülenen veya asıl şeyin özel niteliğinden ayrı olarak sadece korumak, satmak veya kiraya vermek üzere birleştirilen şeyler eklenti sayılmaz.
  • Eklenti asıl şeyden bağımsız olarak mal vasfını taşır. Asıl şey üzerinde ve eklenti üzerinde ayrı ayrı mülkiyet hakkı vardır.
  • Asıl şey üzerinde yapılan tasarruflar aksi belirtilmedikçe eklentisini de kapsar. Asıl şey başkasına devredildiğinde, rehnedildiğinde veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulduğunda aksi belirtilmedikçe eklentileri de kapsar. Ancak eklenti söz konusu tasarruf işleminden ayrı tutulursa bu durumda tasarruf işlemi sadece asıl şey için geçerli olup eklentiyi kapsamaz.
  • Taşınmaz rehninde de taşınır rehninden farklı olarak taşınmaz eklentileri ile birlikte rehnedilir.

Yayınlanma tarihi: 19 Mart 2019
Son güncellenme tarihi: 18 Mart 2019
Bikifi'ye ulaşın:
Bu yazı bikifi.com adresinden yazdırılmıştır. Sitemizdeki taban puan ve başarı sıralamaları bilgileri ÖSYM verileri kullanılarak tarafımızca derlenmiştir. Tercih yaparken ilgili kılavuzları incelemeniz tavsiye edilir.