Burdasınız: Bikifi > Hukuk Ders Notları > [Borçlar Hukuku] Haksız Fiiller 2 # Kusursuz Sorumluluk

[Borçlar Hukuku] Haksız Fiiller 2 # Kusursuz Sorumluluk

  • Kusursuz sorumluluk, belirli şartlarda bir kimse kusurlu olmasa dahi fiiliyle sebep olduğu zararı tazmin etmesi görüşünden ortaya çıkmıştır.
  • Ayırt etme gücü olmayanlar, kusurlu sayılmazlar ve haksız fiilleriyle neden oldukları zarardan sorumlu tutulmazlar. – Hakkaniyet Sorumluluğu – Ancak bu duruma iki istisna getirilmiştir.
  • Madde 65’ten kaynaklanan birinci istisna dikkate alınırken iki husus göz önünde tutulacaktır.
    • Zarara sebep olan fiil, ayırt etme gücü olsaydı, zarar verenin kusurlu sayılmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
    • Tarafların karar zamanı, mali durumu, zararın üçüncü kişiye ödettirilmesinin mümkün olup olmadığı, hakkaniyet gereği zararın ayırt etme gücüne sahip olmayan kimse tarafından karşılanıp karşılanmayacağı belirlenir.
    • MADDE 65 – Hakkaniyet gerektiriyorsa; hakim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.
  • Madde 59’dan kaynaklanan istisna halinde ise, ayırt etme gücünü geçici olarak kaybeden kimse bu durumda haksız fiiliyle neden olduğu zararın tamamından sorumlu olur. Burada ayırt etme gücünü kendi kusuru ile kaybetmiş olması gerekir. Ancak ayırt etme gücünü kendi kusuru ile kaybetmemiş olan kimse, kusursuz olduğunu ispat edebilirse verdiği zarardan kural olarak sorumlu tutulmaz.
    • MADDE 59 – Ayırt etme gücünü geçici olarak kaybeden kişi, bu sırada verdiği zararları gidermekle yükümlüdür. Ancak, ayırt etme gücünü kaybetmede kusuru olmadığını ispat ederse, sorumluluktan kurtulur.

KANUNDA BELİRTİLEN KUSURSUZ SORUMLULUK HALLERİ

1) ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞU

  1. Adam çalıştıranın sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu madde 66’da düzenlenmiştir.
    • KANUN – MADDE 66
      • Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
      • Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
      • Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.
  2. Kanunda belirtilen sorumluluk kusur karinesine dayanan bir sorumluluk değildir, özen borcunun yerine getirilmemesinden kaynaklanan bir kusursuz sorumluluk halidir. Özen borcuna aykırı davranılması halinde adam çalıştıran kusursuz olsa bile doğacak zarardan sorumludur.
  3. Başkasını çalıştıran ile zarar gören şahıs arasında borç ilişkisi mevcutsa, yardımcı şahısların verdikleri zarardan sorumluluk sorunu Kanunun 116. maddesinde belirtilmiştir.
    • KANUN – MADDE 116/1 – Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.
  4. Sorumluluğun Şartları:
    • Adam çalıştıran ile zarar veren kimse arasında istihdam, çalıştırma ilişkisi bulunmalıdır.
    • Çalıştıran ile çalışan arasında emretme, denetleme, kontrolü altında talimata uygun olarak çalıştırma durumu mevcut değilse istihdam edenin sorumluluğundan söz edilemez.
    • Çalıştıranın sorumluluğu için aralarında geçerli bir hizmet sözleşmesinin bulunması gerekmez. Geçerli bir sözleşmeye dayanmasa, geçici ve ivazsız bir nitelik taşısa dahi zarardan sorumludur.
    • Çalıştıran gerçek kişi veya tüzel kişi olabilir. Özel hukuka tabi tüzel kişilerde çalıştırdıkları kimselerin haksız fiilleriyle verdikleri zarardan sorumludur.
    • Kamu hukuku tüzel kişileri kamu hukukuna tabidir. İdare memur ve organlarının sebep oldukları zararlar bakımından, uygulamada hizmet kusuru-şahsi kusur ayrımı yapılmaktadır. İdari eylem veya işlemlerden doğan zararlardan dolayı, hizmet kusuruna dayanılarak kamu kuruluşlarına karşı dava İdare Mahkemelerine veya Danıştay’a açılacak ve tazminat davalarında kamu hukuku kuralları uygulanacaktır.
    • Şahsi kusur halinde ise Uyuşmazlık Mahkemesi ilgili kamu tüzel kişilerini madde 66’ya göre sorumlu tutmakta ve davanın adli mahkemelerde görüleceğini kabul etmektedir. Tamamen özel hukukun alanına giren bir faaliyette bulunması durumunda özel hukuk tüzel kişisi gibi hareket ettikleri hallerde de kendilerine madde 66 uygulanabilecektir.
    • Zarar, hizmetin ifası sırasında ve hizmetle ilgili olarak meydana gelmiş olmalıdır. Zarar ile hizmet arasında sıkı bir ilişki yoksa, zarar hizmet esnasında meydana gelmiş olsa dahi istihdam eden sorumlu değildir.
    • Zarara kasten neden olunması halinde, genellikle zarar ile hizmetin ifası arasında bir ilgi mevcut olmayacaktır.
    • Zarar çalıştırılan kimsenin haksız bir fiilinden doğmuş olmalı ve çalıştıranın fiiliyle zarar arasında uygun illiyet bağı mevcut bulunmalıdır. İşçinin haklı savunma halinde verdiği zarardan çalıştıran sorumlu tutulmaz.
    • Doktrinde kabul edilen durumda ise çalıştıran, meydana gelen zarardan, kendisinin veya işçisinin kusuru bulunmasa dahi sorumludur.
    • Yargıtay’a göre sorumluluk kusuru, şart kılan bir mesuliyet mahiyetinde olmadığından, Borçlar Kanunu 43. maddedeki -kusurun ağırlığı ile tazminatın oranlı olacağı- hükmü madde 66’ya ilişkin tazminatlara uygulanmaz.
  5. Sorumluluktan Kurtulma Kanıtı:
    1. İstihdam eden sorumluluktan kurtulmak için,
      • işin niteliğinin ve koşullarının gerektirdiği önlemlerin fiilen alınmış olduğunu,
      • çalıştırdığı kimselerin seçiminde, denetiminde özen gösterdiğini,
      • işçilere niteliğine uygun araçlar verildiğini ispat etmelidir.
    2. Adam çalıştıran zararın doğmasını engellemek için öngörülen tüm özeni göstermiş olsa dahi işletmesinde zararın doğmasını önlemeye elverişli bir çalışma düzeni kurduğunu ispat edemezse zararı gidermekle yükümlü olacaktır. İşletmenin ticari işletme olması gerekmez.
    3. Adam çalıştıran şartların gerektirdiği bütün dikkat ve özeni göstermiş olsaydı dahi zararın meydana gelmesini önleyemeyeceğini kanıtlarsa sorumluluktan kurtulur.
    4. Bu durum mücbir sebep, zarar gören şahsın veya üçüncü bir şahsın fiiliyle illiyetin kesilmesi hallerinde söz konusu olur.
    5. Başvurma – Rücu
      1. Haksız fiil sonucu zarar gören kimse, ister haksız fiil yapan kişiye isterse adam çalıştırana karşı tazminat davası açabilir.
      2. Çalıştıran kimse mahkemeye başvurarak veya rıza ile zararı ödediği paranın kendisine sorumlu olduğu ölçüde zarara sebep olan çalışana başvurabilir.
      3. Adam çalıştıranın başvurabilmesi için çalışanın kusurlu olması, zarar görene karşı tazminatla yükümlü olması gerekir.
      4. Çalışan kendisinin hiç bir kusuru olmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
      5. Hizmet sözleşmesine aykırı davranış sebebiyle, dava, 10 YIL zaman aşımı süresine tabidir.

2. HAYVAN BULUNDURANIN SORUMLULUĞU

  1. Bir hayvanın bakımını ve idaresini sürekli veya geçici olarak üstlenen kimse, hayvanın kendi hareketinden dolayı verdiği zarardan sorumludur. Sorumluluk maddi ve manevi zararı kapsar.
  2. Hayvanın verdiği zarardan maliki değil bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, karar yetkisine sahip olan kişi sorumludur.
  3. Tüzel kişilerde hayvan bulunduran kişi sıfatıyla verdiği zarardan sorumlu tutulabilir.
  4. Kurtuluş Kanıtı: Hayvanı bulunduran kimse özen yükümlülüğünü yerine getirmemişse, burada bir kusuru olmasa dahi hayvanın verdiği zarardan sorumludur.
  5. Hayvanı bulunduran kimse, hayvanın özelliğini ve koşulların gerektirdiği bütün dikkat ve özeni gösterdiğini veya gerekli dikkat ve itinayı göstermiş olsaydı dahi zarara mani olamayacağına ispat edebilirse sorumluktan kurtulur.
  6. Başvuru – Rücu: Zarara sebep olan hayvan bir şahıs veya başka bir hayvan tarafından ürkütülmüş ise, madde 67 uyarınca zararı ödeyen kimse ürküten şahsa veya hayvanın sahibine başvurabilir. Ürküten şahıs kusurlu değilse, diğer hayvanın sahibi tüm özeni ve dikkati gösterdiğini ispat ederse rücu hakkı yoktur.
  7. KANUN – MADDE 67-
    • Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.
    • Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.
  8. Hayvanın Hapsedilmesi – Etkisiz Hale Getirilmesi: Taşınmazın zilyedi, taşınmazı üzerinde zarara sebep olan hayvanı, zarardan doğan tazminat alacağını garanti etmek üzere alıkoyma hakkına sahiptir. Hayvanın sahibi borcu ödemezse, hayvanı icra ile satabilir, koşullar gerektirdiği ölçüde hayvanı etkisiz hale getirme yetkisine sahiptir.
  9. Zilyet, hayvanı gerek hapsetmesi gerekse etkisiz hale getirmesi durumunda hayvanın sahibine durumu bildirmek zorundadır.
  10. KANUN – MADDE 68-
    • Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hale getirebilir.
    • Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhal hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.

3. YAPI MALİKİNİN SORUMLULUĞU

  • Yapı malikinin sorumluluğu, bina ve diğer yapı eserleri için kanunun 69. maddesinde düzenlenmiş tam kusursuz sorumluluk halidir.
  • Malik, kusur olmasa, ayırt etme gücünden yoksun bulunsa, başkasına kiralasa veya binayı başkasından iktisap etmiş olsa dahi, yapımdaki ve bakımdaki noksanlıktan doğan zararı tazmin ile yükümlüdür.
  • Zarar kişiye, taşınır veya taşınmaz mala olabilir.
  • Bakımdan doğan eksikliklerde, zarardan, malikle birlikte intifa ve oturma hakkı sahipleri de müteselsil olarak sorumludur.
  • Binanın veya diğer yapı eserlerinin yapımındaki bozukluklardan intifa ve oturma hakkı sahipleri sorumlu olmazlar.
  • Tam kusursuz sorumluluk hali olduğu için bu sorumluluktan kurtuluş kanıtı ile kurtulma olanağı da yoktur.
  • Bina malikinin kusursuz sorumluluğu tehlike tehlike sorumluluğu Borçlar Kanununda da özen sorumluluğu kapsamında düzenlenmiştir.
  • Binada birden çok kişi üzerinde el birliği mülkiyeti tanınmış ise malikler zarardan müteselsil olarak sorumludurlar.
  • Kat mülkiyeti söz konusu ise herkes kendisine ait bölümden sorumludur.
  • Binaya birden çok kişi paylı mülkiyet hükümlerine göre sahipse veya zarar mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmiş binanın ortak kısımlarında ise Yargıtay, önceki kararlarında müşterek veya kat maliklerinin, doğan zarardan müteselsil olarak olarak sorumlu olacaklarını kabul etmiştir. Daha sonraki kararlarında ise kat maliklerinin payları oranında sorumluluğunu kabul etmiştir.

KANUN – MADDE 69Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar. Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır.

  1. Sorumluluk Şartları
    • Bina veya diğer yapı eseri söz konusu olmalıdır. Binadan kastedilen, insanların oturması, diğer ekonomik ihtiyaçlarına cevap vermesi için, arza bağlı bir şekilde yapılmış, tamamen veya kısmen kapalı yerler ve bu yerlerin tamamlayıcı parçalardır. Yapı eserinden kastedilen ise, toprakla belirli ve devamlı bir bağlılığı olan ve yapay olarak insanlar tarafından meydana getirilen eserlerdir.
    • Yapımında bozukluk veya bakımında eksiklik bulunmalıdır. Bina yapılma amacı, niteliğinin ve yapıldığı zamanın gerektirdiği teknik şartlara uyulmaksızın yapılmış, kötü, eksik malzeme kullanılmış ise yapımda bozukluk; kullanılma amacı ve şeklinin yenilenmemiş emniyet için yararlanılması normal ve zorunlu yeni araçlardan yararlanılmamış ise bakımda eksiklik vardır.
    • İlliyet bağı mevcut olmalıdır. Zarar binanın yapımındaki bozukluk veya bakımındaki noksanlık sebebiyle meydana gelmiş olmalıdır. Zarar mücbir sebep veya üçüncü şahsın,zarar görenin fiili zararı doğuran başlıca sebep niteliğindeyse malik zararı tazminle yükümlü değildir.
  2. İspat Yükü
    • Tazminat talebinde bulunan davalı iddiasını ispat ile yükümlüdür. Davacı bozukluğu veya eksikliği ve bundan dolayı uğradığı zararı arasındaki illiyet bağını ispat etmelidir.
  3. Rücu Hakkı
    • Sorumlu olan ve zararı ödeyen malik, yapım bozukluğu ve bakım eksikliği sebebiyle:
      1. kendisine karşı sorumlu olan şahıslara,
      2. mimar, mühendis, müteahhit, yardımcı kişilere,
      3. küçük tamiratı yapmakla ve diğerlerini malike bildirmekle yükümlü kiracıya,
      4. satın aldığı şahsa
      5. sözleşme uyarınca başvurma hakkına sahiptir.
  4. Tedbir Alma ve Tehlikeyi Önleme Zorunluluğu:Üçüncü şahıslar, kiracılar tehlikeden zarar görecek olan kişiler malikten zararın, tehlikenin önlenmesini isteyebilir. Tehlikeli durumun meydana gelmesinde malikin kusuru bulunmasa bile malikten tehlikeyi önleyici önlemler alınmasını isteyebilir.
  • KANUN – MADDE 70
    • Bir başkasına ait bina veya diğer yapı eserlerinden zarar görme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu tehlikenin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını hak sahiplerinden isteyebilir.
    • Kişilerin ve malların korunması hakkındaki kamu hukuku kuralları saklıdır.

4. TEHLİKE SORUMLULUĞU

  • Tehlike sorumluluğu kanunun 71. maddesinde düzenlenmiştir. Madde 71’e göre tehlike sorumluluğu, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsil olarak sorumludur.
  • Kanun Madde 71/1 – Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.
  • Madde metninden de anlaşılacağı üzere tehlike sorumluluğu için iki koşulun var olması gerekir.
    • Birincisi, zarar önemli ölçüde tehlike arz eden işletmenin faaliyetinden doğmalıdır.
    • İkincisi ise, bir işletmenin önemli ölçüde tehlike arz eden işletme olması gerekir. İşletmenin önemli ölçüde tehlike arz ettiğini varsaymak için,
      • İşletme, niteliği veya faaliyette bulunan malzeme, araçlar ya da güç göz önünde tutulduğunda bu işlerden uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi halinde dahi ağır ve sık zararlar oluşuyorsa, işletme önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmedir.
      • İşletme, kanunda, benzeri tehlikeler arz eden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörmüş olması halinde de önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sayılacaktır.
  • Kanun Madde 71/2 – Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arz eden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sayılır.
  • Kanun Madde 71/3 – Belirli bir tehlike hali için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır.
  • Zarardan Sorumlu Olanlar: İşletme sahibi ile işletmede kiracı olarak bulunan kişiler doğan zarardan müteselsilen sorumludur. Zarar gören ister ikisinden isterse işletme sahibi veya kiracıdan isteyebilir. İşletme sahibinden veya kiracıdan istediği takdirde zararı karşılayacak olan kimse diğerine sorumluluğu kadar sözleşmeye göre rücu edebilecektir.
  • İşletme için izin alınmamışsa işletme sahibi veya işleten zararın tamamından sorumludur.
  • İzin verilmişse, zarar görenler doğan zararlarının olayın niteliğine göre, uygun bedelle denkleştirilmesini, hakkaniyete uygun ölçüde giderilmesini, paylaşılmasını isteyebilir.
  • Kanun Madde 71/4 – Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler.
  • İşletme araç veya çalışanların seçiminde tüm özenin gösterilmesine rağmen, sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli ise o işletme önemli ölçüde tehlike arz eden işletme sayılır ve bu işletmenin faaliyetinden doğan zarardan sorumludur.
  • Zarardan sorumlu olmamak için, bir mücbir sebebin, tabiat olayının veya üçüncü şahsın ağır kusurunun zarara sebep olması, işletmenin faaliyeti ile zarar arasında illiyet bağlantısı olmamalıdır.

Yayınlanma tarihi: 22 Mart 2019
Son güncellenme tarihi: 7 Nisan 2019
Bikifi'ye ulaşın:
Bu yazı bikifi.com adresinden yazdırılmıştır. Sitemizdeki taban puan ve başarı sıralamaları bilgileri ÖSYM verileri kullanılarak tarafımızca derlenmiştir. Tercih yaparken ilgili kılavuzları incelemeniz tavsiye edilir.