Burdasınız: Bikifi > Makaleler > Türkiye’de Eğitim

Türkiye’de Eğitim

Eğitim hakkı dünyada yaşayan her insan evladının, yaşam hakkı kadar en doğal haklarından bir tanesidir. Bir insan almış olduğu eğitimle insan oluyor. Ünlü Amerikalı psikolog Watson’un düşüncesi, eğitimin önemini gözlerimizin önüne seriyor. Watson şöyle diyor: “Bana rastgele bir bebek verin, soyu sopu, yetenekleri, eğilimleri, becerileri v.s. ne olursa olsun, ondan istediğiniz şeyi yaratayım. Bir doktor, bir avukat, bir tüccar, bir hırsız, bir katil…”

egitim

Toplumumuzun yanıldığı en büyük noktalardan birisi ise eğitimin okulda başladığıdır. Hâlbuki çocuk temel eğitimini ailede alır. Çünkü çocuğun kişiliği, karakteri, huyu, suyu anne karnından başlayarak, yedi yaşına kadar gelişir. Bu yüzden anne babalar çocuklarının bu dönemlerinde, tıpkı bir öğretmen gibi eğitici olmak durumundadır. Çocuklar, okul öncesi dönemde, meraklı, araştırıcı ve sorgulayıcıdırlar. Anne babalar bu dönemde çocuklarının sormuş olduğu her bir soruya büyük bir sabırla cevap vermeli, hatta onlara tahmin yürütebilecekleri eğitici nitelikte sorular sormalıdır. Okul öncesi çocuklarımızı eğitirken dikkat etmemiz gereken en önemli hususlardan biri ise ezberci eğitime kaçmamaktır. Çocukların, yaparak ve yaşayarak öğrenmesine anne babalar dikkat etmelidir. Örneğin, yağmurun nasıl yağdığını, çocuklarımıza ezbere anlatmak yerine, bir gün yağmur yağarken, çocuklarımıza bulutları ve yağmur tanelerini göstererek anlatmalıyız. Böyle bir anlatım, çocuklarda hem heyecan oluşturur hem de onlara araştırma fırsatları sunar.

Çocukların yedi yaşına kadar ana hatlarıyla oluşan kişiliği ve karakteri, okul ve okul sonrasında ki yaşamında ne kadar başarılı olacağını, diğer insanlarla kuracağı ilişkilerin ne derecede gelişeceğini ve hayata karşı olan davranış ve duygularının göstergesi olacaktır.

egitim-2

Çocukların, okulda almış oldukları eğitim ise ülkemizde maalesef çok zayıftır. Okullarda ki eğitimin zayıf olmasının başlıca nedenleri ise milli bir eğitim sistemimizin olmayışından dolayı başa gelen her Milli Eğitim Bakanının, kendi hayat perspektifinde yer alan eğitim sistemini uygulamaya kalkmasıdır. Bu sorunun çözümü ise ülkemizde sağlam temeller üzerine bina edilmiş olan milli bir eğitim sistemi kurmaktan geçmektedir. Bu milli eğitim sistemini kurarken de içinde yer aldığımız kültüre, ortam ve yaşantılarımızın zenginliğine, insanın çeşitli yönlerden gelişebilen bir varlık olduğuna, eğitim ve okulun başlıca amaç ve işlevlerinin belirlenmesine, daha etkili bir eğitim için gerekli analizlerin yapılmasına v.b. hususlara dikkat edilmelidir. Ülkemizde milli bir eğitim sistemi kuramazsak, eğitimimiz planlı faaliyetler doğrultusunda belirli amaçlara ulaşmaktan ve belirli işlevleri gerçekleştirmekten uzak kalacaktır.

Eğitim denince sadece bedensel ve zihni gelişim algılanmamalı, bunun yanında ruh ve ahlak temizliği de algılanmalıdır. Peki, bizim eğitim sitemimiz nasıl? Şimdi bu sorunun cevabını biraz derinlemesine inceleyelim.

Hepimiz biliyoruz ki eğitim sistemimizin en önemli hususlarından biri güzel yazmaktır. Neyi nasıl yazdığımızdan çok, insanların gözüne nasıl göründüğü önemlidir. Müzik derslerinde flüt çalmak zorunluluğu vardır. Öğretmene gitar çalmak veya başka bir müzik aleti çalmak hususunda istek belirtildiğinde, hemen hayır cevabı ile karşılaşılır. Nedeni ise müfredatta olmadığıdır. Çocuklar, resim dersini illa görmek zorundadır. Yeteneği olup olmadığına bakılmaz. Üstüne bir de resim çizilecek konuyu resim öğretmeni belirler. Çocukların önemli olan gün ve haftalarda şiir yazma zorunluluğu vardır. Beden eğitimi derslerinde ise takla atma vazgeçilmezlerdendir. Çocuklara daha İngilizceyi doğru düzgün öğretemezken, yanına ikinci yabancı dil eklenir. Çocuklar, tarih derslerinde tarihleri günü, ayı ve yılı ile bilmek zorundadır. Tarihte meydana gelen önemli olayların içeriğinin ise bir önemi yoktur. Gününü, ayını, yılını bil yeter. Çocuklara, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi verilir. Ama çocuklar hem dinden hem de ahlaktan yoksun büyürler. Kısacası eğitim sistemimiz çocuklara bir şey vermiyor ama onlardan liseye giriş sınavı, üniversiteye giriş sınavı, devlet memurluğuna giriş sınavı, görevde yükselme sınavı gibi çeşitli sınavlarla onlardan çok şey istiyor.

egitim-3Eğitim sistemimizin en üzüntü verici yanı ise bir önceki nesil eğitim sistemi kurbanlarının, yeni nesili, gerek anne baba ve gerekse öğretmen adı altında yetiştiriyor olmasıdır. Bu durumda kuşak çatışmasını kendiliğinden getiriyor. Çocuk, “anne baba ben konservatuara gitmek istiyorum, tiyatroya gitmek istiyorum, sanayide ara eleman olarak yetişmek için meslek lisesine gitmek istiyorum” gibi çeşitli önerilerle anne babanın karşısına çıktıkça, anne baba, çocuğa otur dersine çalış ve adam gibi doktor ol, mühendis ol gibi meslekler söylemekte bunun sonucunda ise çocuklar okula başladığında -kimisi kitaplık olacak meşe ağacı, kimisi güzel bir masa olabilecek kiraz ağacı, kimisi dayanıklı bir mobilya olabilecek çam ağacı iken- bir bakmışlar ki olması gerektiği ile olduğu arasında hiçbir alaka kalmamıştır.

Çocuklarımızı yetiştiren anne babalar ve öğretmenler, birey ile toplum arasındaki ilişki düzeyini anlayabilecek, toplumsal kurum ve süreçlerle eğitim ilişkisini kavrayabilecek, ailenin çocukların eğitimindeki çok büyük önemini kavrayacak, insan ile toplum arasındaki ilişkilerin önemini bilecek şekilde yetişmiş olsalardı, çocuklara hem daha iyi eğitim vermiş hem de onların düşüncelerine çeşitli yönlerden bakarak, onları daha iyi anlamış olacaklardı.

Avrupalılar, eğitim sistemlerini Eski Roma, Eski Yunan ve Hıristiyan inanç sistemlerine dayandırarak kendi milli eğitim sistemlerini kurmayı başarmışlardır. Biz de kendi tarihi köklerimizi araştırarak ve İslamiyet’i de esas alarak milli bir eğitim sistemi kurmalıyız. Ancak bu yolla yeni yetişen nesilleri, araştırıcı ve sorgulayıcı bir şekilde yetiştirir ve bilinçli nesiller ortaya çıkartabiliriz. Aksi takdirde gençlerimiz, bugün olduğu gibi amaçsız, hiçbir şeyi araştırmadan ve sorgulamadan kabul eden, başta bilgi ve teknoloji olmak üzere toplumsal değişimlere ayak uyduramayan, kendi hukuki haklarını dahi bilmeyen, siyaseti ve güncel olayları takip etmeyen, ekonomi bilgisi olmayan, hayatı bir misyona ve vizyona dayanmayan gençler yetişir.

Anlayacağınız, milli bir eğitim sistemi kuramazsak, gençlik değil, soytarı yetiştirmiş oluruz. Vatana hiçbir faydası olmayan, kendi ağlanacak haline gülen soytarılar.

Yayınlanma tarihi: 28 Eylül 2015
Son güncellenme tarihi: 21 Nisan 2018
Bikifi'ye ulaşın:
Bu yazı bikifi.com adresinden yazdırılmıştır. Sitemizdeki taban puan ve başarı sıralamaları bilgileri ÖSYM verileri kullanılarak tarafımızca derlenmiştir. Tercih yaparken ilgili kılavuzları incelemeniz tavsiye edilir.