1. Bikifi
  2. Hukuk Ders Notları
  3. [Medeni Hukuk] Genel Kavramlar # Haklar 5 – Hakların Korunma Şekilleri

[Medeni Hukuk] Genel Kavramlar # Haklar 5 – Hakların Korunma Şekilleri

  • Bir hakka sahip olan kimseler, bu hakkı ihlal eden kişilere karşı haklarının korunmasını isteyebilir. Bu hak ihlallerini önlemek için hak sahiplerine çeşitli imkanlar tanınmıştır.
  • Hak sahibinin hakkını korumak için sahip olduğu en temel yetki hakkına uyulmasını talep etme yetkisidir.
  • Talep ile istenen hak ihlalinin engellenmesi sağlanamadıysa dava açılarak ihlalin önlenmesi sağlanabilir.
  • Hakkı ihlal eden yargısal kararı uygulamamak yönünde rıza gösteriyorsa cebri icra yoluyla devlet organlarından yardım alınabilir.
  • İstisnaen gerçekleşebilecek durumlarda devletin müdahalesinin mümkün olmadığı durumlarda da hak sahibi kendi gücünü kullanarak ihlali sona erdirebilir.
  • Temel olarak ise hakkın ihlali önlenememiş veya önlenmiş ancak ihlal edilen süre içinde hak sahibi zarara uğramışsa, hak sahibi bu zararın tazminini de isteyebilir.
  • Hak ihlallerine karşı başvurulacak yolları aşağıdaki başlıklar halinde ele alabiliriz.
    • Dava yoluyla koruma,
    • Talep
    • Cebri icra
    • Hak sahibinin koruması
    • Tazminat

A. Dava Yoluyla Koruma

  • Hak sahibi, talebi sonuç vermediğinde veya talepte bulunmanın fayda sağlamayacağını düşünerek hakkın korunması amacıyla Devletin yargı organlarına başvurarak ihlal edilen hakkın korunmasını isteyebilir. Hak sahibinin bu yetkisi dava hakkı olarak kabul edilir.
  • Dava usul hukuku işlemi olarak ayrıntılarla birlikte HMK’da düzenlenmiştir.

1 – Tanımlar ve Taraflar

  • Dava, bir çekişmenin çözülmesi veya önlenmesi için hukuki etki sağlayabilecek mahkemeye başvurulmasıdır.
  • Davacı, davayı açan taraf; davalı ise aleyhine dava açılan kimsedir.
  • Mahkeme işlemleri de kendi arasında çekişmeli yargı ve çekişmesiz yargı olarak ayrılır.
  • Bir uyuşmazlığın söz konusu olduğu, mahkemenin taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmek amacıyla yürüttüğü yargı faaliyeti ise çekişmeli yargı olarak ifade edilir.
  • Taraflar arasında bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığı, yöneltilecek hasmın olmadığı ancak mahkeme kararına ihtiyaç duyulan haller mahkemenin yaptığı faaliyetlerde çekişmesiz yargı işleri olarak kabul edilir. Uygulamada çokça karşılaşılan kişinin ergin kılınması, gaipliğe karar verilmesi gibi işlemlerde çekişmesiz yargı işlemleridir.
  • Çekişmesiz yargıya dahil olan işlemler HMK’da düzenlenmiştir.

2 – Dava Çeşitleri

a) Eda Davaları

  • Eda davasında davacı, davalının bir şey yapmaya, bir şey vermeye veya bir şeyden kaçınmaya yönelik isteğini talep eder.
  • Eda davaları dayandığı hakkın adına göre, mülkiyet hakkına dayanan davalar istihkak davası, borcun yerine getirilmesine yönelik davalar ifa davası, zararın tazminine yönelik dava tazminat davası gibi isimlerle anılabilir.
  • Dava sonucunda verilen ilam, hakkın veya hukuki ilişkinin tespiti ile istenilen edanın yerine getirilmesinde davalıya yöneltilmiş emiri içerir.
  • Davalı ilam ile verilen kararı yerine getirmezse bu durumda davacı cebri icra yoluna başvurarak Devlet organlarından yardım alabilir.

b) Tespit Davaları

  • Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının saptanması için açılan davalardır.
  • Hukuki ilişkinin varlığı tespit edilmek isteniyorsa olumlu tespit davası, hukuki ilişkinin var olmadığı tespit edilmek isteniyorsa olumsuz tespit davası söz konusu olur.
  • HMK madde 106’da da belirtildiği üzere tespit davalarının açılması için davacının hukuki yararı olmalıdır. Davacı tespit davası açmadan da hukuki koruma sağlayabilecekse hukuki yararı olmadığı kabul edilebilir.
  • Tespit davası sonunda verilen hüküm sadece dava konusu durumu ortaya koyar, tespit kararının cebren icrası söz konusu olmaz ancak verilen hüküm kesin delil teşkil eder.

c) Yenilik Doğuran Davalar

  • Yenilik doğuran davalar, ancak mahkemeye başvurularak kullanılması gereken yenilik doğuran hakların kullanılmasını sağlayan davalardır.
  • Yenilik doğuran davalarda davacı, bir hukuki ilişkinin sona ermesini, değiştirilmesini veya yeni bir ilişki kurulmasını isteyebilir.
  • Yenilik doğuran davada verilen kararın kesinleşmesiyle karar kendiliğinden sonuç doğurur. Bu kararların daha sonra icrası gerekmez. Ancak bazı durumlarda icrası gereken kısımlar için yine karar icra edilmelidir.
  • Yenilik doğuran davalarda verilen kararlar herkese karşı ileri sürülebilen kararlardır. Ancak bu durumun da istisnaları vardır. En önemli istisnaları miras hukukunda ölüme bağlı tasarrufların iptalinde karşımıza çıkar. Çıkan karar yenilik doğuran karar olmasına rağmen sadece davanın tarafları bakımından hüküm ifade eder.
  • Yenilik doğuran karar ile elde edilen hukuki sonuçlar geçmişe etkili değildir. Bu konuda da istisnalar vardır ve bazı hallerde karar geçmişe etkili sonuç doğurabilir.

3 – Savunma Yöntemleri

  • Davalı, davacının davasını kabul ederse dava sona erer. Ancak bazı durumlarda toplumu ilgilendiren kararlar verilmesi gerekebilir. Bu durumlarda davalı, davacının dayandığı olguların doğru olmadığını, ileri sürülen iddiaların davayı haklı kılmayacağını veya başka olgu ve esaslara dayanarak kendisini savunabilir.
  • İnkar: Davacının dayandığı olguların doğru olmadığının beyan edilmesidir. Davayı haklı kılmayacak olguların ileri sürülmesi dava temelinin yetersizliği veya dava sebebinin inkarı olarak adlandırılır.
  • Davacı olguları inkar etmeksizin kendi savunmasını yeni olgulara veya hukuki sebeplere dayandırabilir. Bu sebepler usul hukuku temelli veya maddi hukuk temelli olabilir.
  • Maddi hukuka dayanan savunma imkanları itiraz ve def’i olmak üzere iki tanedir.
  • İtiraz: Bir hakkın doğumuna engel olan veya hakkı sona erdiren olguların ileri sürülmesidir.
  • İtiraz davalı tarafından ileri sürülmemiş olsa dahi hakim bunu resen dikkate alır. Ancak itiraz edilmeyen husus dava dosyasından anlaşılır ise hakim resen dikkate alabilir, dava dosyasında yer almayan konularda hakim resen araştırma yapamaz.
  • Def’i: Davalının borçlu bulunduğu edimi, özel bir sebebe dayanarak yerine getirmekten kaçınmasına imkan veren savunma imkanıdır.
  • En önemli def’i örnekleri zamanaşımı def’i, ödemezlik def’i, peşin dava def’i gibi defilerdir.
  • Defiler kendi arasında kesin defiler ile geciktirici defiler olarak ikili ayrıma tabi tutulabilir.
  • Sürekli olarak borcu ödemekten kaçınma hakkı tanıyan defiler kesin def’i; geçici bir süre borcu ödemekten kaçınma imkanı veren defiler ise geciktirici defilerdir.
  • İtirazlardan farklı olarak defiler hakim tarafından kendiliğinden araştırılmaz, tarafların ileri sürmesi gerekir.

4 – İspat

  • İspat hususuna giriş yapmadan önce bu konunun HMK maddelerine göre ifade edileceğini belirtmek gerekir. HMK bir usul kanunu olarak medeni hukuk alanında temel kanunlardan biridir.
    • Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
  • İspat: Bir olgunun varlığına veya yokluğuna hakimi ikna etme işlemi ispattır.
  • İspat Yükü: Davada hangi tarafın hangi konuda ispatta bulunması gerektiğini ifade eden terimdir. İspat yükü kendisine düşen taraf buna rağmen ispatta bulunamazsa dava veya iddia ettiği olgu reddedilir.
    • Madde 190 – İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
  • İkrar: İkrar meselesi HMK’da düzenlenmiş olmakla beraber burada da gerekli hususlara yer vereceğiz.
  • Hakim önünde ikrar edilen hususlar taraflar arasında çekilmesi sayılmaz ve ikrar edilen konu hakkında delil gösterilmesi gerekmez.
    • Madde 188- Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.
    • Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez.
    • Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamaz.
  • İspatı Aranmayan Özel Esaslar
    • Hakim önünde ikrar edilen olguların ispatı gerekmez.
    • Hayatın olağan akışına uyan olguların ispatı gerekmez.
    • Herkesçe bilinen olguların ispatı gerekmez.
    • Kanuni bir faraziye veya karineye dayanan kimse, bunun ispat yükünden kurtulur.
    • Kanunun ispat yükünü özel olarak belirlediği alanlarda, bu hükümlerde yer alan esaslar uygulanır.
    • İddiasını resmi sicil ve senetlere dayandıran kimse ispat yükünü yerine getirmiş olur.
  • Resmi Sicil ve Senetler ( Madde 7): Resmi sicil, kanunun alenileşmesini istediği bazı hukuki ilişki veya olayları kaydetmek için Devlet memurları veya noterler tarafından tutulan sicillerdir. (Kişisel durum sicili)
  • HMK bakımından senet ise, bir kimsenin kendi aleyhine delil teşkil etmek üzere düzenlediği belgedir. Resmi senet ise, resmi makamın katılmasıyla düzenlenen belgedir.
    • Madde 7 – Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir.

B. Talep

  • Hak sahibi talep yetkisini kullanarak hakkına uyulmasını isteyebilir. Bu anlamda, hakkı ihlal edenlere karşı bir uyarı niteliğinde olan talep ile hakka uyulması istenir.
  • Alacak hakkı ise talep hakkından farklı olarak sadece borç ilişkisinden doğar. Ancak talep hakkı ise borç ilişkisinden veya başka hukuki ilişkilerden de doğabilir.
  • Alacak Hakkı ile Talep
    • Alacak hakkının içinde barınan talep hakkı ise bazı hususlarda alacak hakkından farklılıklar taşır.
    • Alacak hakkı doğduğu halde talep hakkı doğmayabilir.
    • Alacak hakkı sona erdiği halde talep hakkı sona ermeyebilir.
    • Alacak hakkı daha geniş kapsamlı olup alacaklıya talep dışında yetkilerde verir, ancak talep hakkı sadece talep yetkisi verir.
    • Alacak hakkı borç ilişkisinden doğarken, talep hakkı diğer hukuki ilişkilerden de doğabilir.
  • Yenilik doğuran haklar ise talep hakkından farklı olarak, hak sahibinin irade beyanında bulunması ile hukuki sonuç doğuracak nitelikte yetki verir.

C. Cebri İcra

  • Cebri icra, mahkeme ilamında yer alanın eda emrinin rıza ile yerine getirilmemesi halinde Devlet organlarından yardım istenerek zorla yerine getirilmesidir.
  • Cebri icra, İcra Hukukunun temelini teşkil eder. Cebri icra ile, Devletin yetkili icra organlarından yardım istenerek zorla eda ilamı yerine getirilir.
  • Aşağıdaki konularda cebri icra mümkündür:
    • Para alacaklarında,
    • Taşınır malın iadesi,
    • Taşınmazların tahliyesi ve teslimi …vs.
  • Aşağıdaki hallerde ise cebri icra mümkün değildir:
    • Yapma ve yapmama borçları,
    • Taşınmaz mülkiyetinin devri veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulması konusunda verilen ilamlar( mahkeme kararı ile tescilden önce kazanma gerçekleşir) …vs.

D. Hak Sahibinin Koruması

  • İstisnai hallerde başvurulacak bir imkan olan hak sahibinin bizzat koruması aşağıdaki şekillerde karşımıza çıkabilir.
    • Meşru Müdafaa
    • Iztırar Hali
    • Kuvvet Kullanma

a) Meşru Müdafaa

  • Bir kimsenin, şahıs varlığına veya mal varlığına karşı yapılan haksız veya mevcut bir saldırıyı defetmek için tecavüzde bulunana karşı zorunlu bir tecavüzde bulunmasıdır.
    • Şahıs varlığına veya mal varlığına yönelmiş tecavüz olmalıdır. Tecavüz kişinin kendisine veya başkasına yönelikte olabilir.
    • Tecavüz hukuka aykırı, gerçek ve halen mevcut olmalıdır.
    • Müdafaa, tecavüzü defetmek için gerekli araçların kullanılmasıyla sınırlıdır. En az zararlı savunma aracı kullanılmalıdır.
    • Meşru müdafaada bizzat saldırıda bulunan kişinin şahsına veya malına zarar verilebilir.

b) Kuvvet Kullanma

  • Kuvvet kullanma da tıpkı meşru müdafaa gibi Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.
  • Resmi makamların zamanında müdahalesi mümkün değilse, hakka yönelik saldırı hakkın kullanılmasını engelliyor veya güçleştiriyorsa, hak sahibi için başka savunma imkanı mevcut değilse, hakkını kuvvet kullanarak defedebilir.
    • Kişi ancak kendi hakkını korumak için kuvvet kullanabilir.
    • Saldırı halinde hakkı korumak için resmi makamların müdahalesi zamanında mümkün olmamalıdır.
    • Hak, kuvvet kullanmadan korunamazsa, saldırıdan sonra hakkın kullanılması zorlaşmalı veya imkansız olmalıdır.
    • Kuvvete başvurma hakkı korumaya elverişli olmalı ve başka bir imkan söz konusu olmamalıdır.

c) Iztırar Hali

  • Bir kimsenin, gerek kendisinin gerek başkasının şahsını veya mallarını derhal vuku bulacak bir tehlikeden kurtarmak için bu tehlikeyi yaratmış olmayan diğer bir şahsın mallarına zarar verilmesidir.
  • Esasen zorunluluk halinden kaynaklanan zarar üçüncü kişinin mallarına karşı oluşmuştur.
  • Iztırar halinde, hakkı ihlal eden kişiye karşı bir kuvvet kullanma söz konusu değildir, tehlike halinden kurtulmak için başkasının mallarına zarar verme gerçekleşmiştir.
  • Üçüncü kişinin malına verilen zarar hakkaniyete göre belirlenir.

d) Borçlar Kanunu İlgili Hükümleri

  • Madde 63- Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.
  • Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz.
  • Madde 64- Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.
  • Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer bir kişinin mallarına zarar verenin, bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler.
  • Hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan kişi, durum ve koşullara göre o sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise ve hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.

E. Tazminat

  • Hak sahibi, hakkına yönelik saldırıda zarara uğramışsa bu zararını da tazmin ettirebilir.
  • Zarar, hukuka aykırı fiile dayanıyorsa farklı hükümlere göre borca aykırı davranışa dayanıyorsa farklı hükümlere göre belirlenir.
  • Zarar, failin, genel davranış kurallarına aykırı bir fiilinden doğmuş ise tazminat talebi, haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen hükümlere dayanır. (BK Madde 49)
  • Zarar, failin, borcuna aykırı davranışı yüzünden doğmuşsa tazminat talebi borca aykırı davranış hükümlerine dayanır. (BK Madde 112)

Medeni Hukuk Ünitesi Konu Anlatım Serisi