1. Bikifi
  2. Hukuk Ders Notları
  3. [Medeni Hukuk] Eşya Hukuku # Mülkiyet 6 – Taşınmaz Mülkiyeti 4 – Kapsam

[Medeni Hukuk] Eşya Hukuku # Mülkiyet 6 – Taşınmaz Mülkiyeti 4 – Kapsam

A. Taşınmaz Mülkiyetinin Kapsamı

  • İnceleyeceğimiz taşınmaz mülkiyetinin kapsamı hususu araziler için söz konusudur.
  • Tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilen bağımsız ve sürekli hakların kapsamı yapıldığı tescile bağlıdır. Aynı şekilde kat mülkiyetine tabi bağımsız bağımsız bölümlerde KMK kurallarına tabidir.

a. Taşınmaz Mülkiyetinin Yatay Kapsamı

  • Taşınmaz mülkiyetinin yatay kapsamı, arazinin bulunduğu toprak yüzeyinin tamamıdır.
    • Madde 719/1 – Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir.
  • Madde 719’da belirtilen hükümle arazinin sınırları yatay kapsamı olarak değerlendirilir. Ancak bu hüküm sadece kadastrosu yapılmış taşınmazlar için geçerlidir.
  • Taşınmaz mülkiyetinin yatay kapsamı üçlü bir ayrımda incelenebilir.
    • Kadastrosu yapılmış ve tapuya kayıtlı taşınmazlar,
    • Kadastrosu yapılmamış ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar,
    • Tapuya kaydedilmemiş taşınmazlar.

1 – Tapuya kaydedilmemiş taşınmazlar

  • Bu taşınmazların sınırlarının nasıl belirleneceği konusunda hüküm yoktur. Ancak komşu taşınmazlar tapuya kayıtlı ise onların sınırlarına göre taşınmazın sınırı belirlenir.
  • Komşu taşınmazlarda tapuya kayıtlı değilse, komşu malikler anlaşarak sınır belirleyebilirler. Ancak anlaşamıyorlarsa mahkemeye başvurabilirler. Deliller, bilirkişi beyanları, tanıklar yoluyla mahkeme takdirine göre sınır belirlenir.
  • Kadastro esnasında sınırların belirlenmesi için Kadastro Kanunu hükümlerine gidilir.

2 – Kadastrosu yapılmamış ancak tapuya kaydedilmiş taşınmazlar

  • Bu taşınmazlarda sınırın nasıl belirleneceği hususunda kanunda hüküm yoktur.
  • Yargıtay’a göre, sınır belirlenemediği takdirde, değiştirilmeye elverişli sınırların, sabit sınırlarla bağlantı kesilmeyecek şekilde yazılı yüzölçümüne göre belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Fazlalıkların ise komşu taşınmazların yüzölçümleri oranında paylaştırılacağını benimsemiştir.
  • NOT : Kadastro Kanunu: Madde 20 – Tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde; A) Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur. B) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır. C) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır. D) Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir. Bu maddede yazılı taşınmaz mallarda meydana gelen fazlalıklar hakkında şartlar uygun bulunduğu takdirde, 14. ve 17. madde hükümleri uygulanır

3 – Kadastrosu yapılmış ve tapuya kaydedilmiş taşınmazlar

  • Bu tip taşınmazların sınırının tespiti madde 719’a tabidir. Buna göre bu taşınmazların sınırı, planlar ve araziye konulmuş işaretlerle belirlenir.
  • Sınır işaretleri ile taşınmaz ile komşu taşınmazlar birbirinden ayrılır. Sınır işaretleri doğal işaretler(dere, tepe) olabileceği gibi yapay(çit, tel) da olabilir.
  • Sınır işaretleri ile belirlenen sınır ile plan üzerinde belirlenen sınır birbirini tutmuyorsa, plana göre belirlenen sınırın doğruluğu karine olarak kabul edilir.
  • Normal şartlarda planlar üzerinde değişiklik yapmak mümkün değildir. Ancak plandaki sınır yanlış ise plan değiştirilebilir.
  • Planın değiştirilmesi için malik, ya sınır tayini ile ilgili şahısların rızası ile planı düzelttirebilir; ya da ilgililer rıza göstermezse madde 1025’e (yolsuz tescil) dayanarak planın düzeltilmesini dava edebilir.
  • Plan yapıldıktan sonra komşu arazinin maliki değişmişse ve yeni malik de iyi niyetli ise, planın düzeltilmesi talep edilemez. (İyi niyetli yeni malik madde 1023 korumasından yararlanır.)
  • Planların değiştirilemeyeceği kuralının istisnası da 719/2’de belirtilmiştir.
    • Madde 719/2 – Tapu plânları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plândaki sınırdır. Bu kural, yetkili makamlarca heyelân bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz.
  • NOT : Kadastro Kanunu : Kadastro tutanakları kesinleştikten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak, taşınmaz sınırlarına yönelik itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
1. Sınır Tespit Davası
  • Bir arazinin sınırları belirlenemiyorsa, arazinin maliki, komşu arazinin malikinden, planın düzeltilmesi veya işaretler koyulması yoluyla sınırın belirlenmesini talep edebilir.
  • Talep üzerine komşu malik işbirliğinde bulunma borcu altına girer.
    • Madde 720- Her arazi maliki, komşusunun istemi üzerine belli olmayan sınırların belirlenmesi için tapu plânlarının düzeltilmesine veya arz üzerine sınır işaretleri konulmasına katkıda bulunmakla yükümlüdür.
  • Komşu malik rıza ile sınırın belirlenmesini sağlayabilir.
  • Komşu malik sınırın belirlenmesi talebine rıza göstermezse, talepte bulunan malik, sınırın belirlenmesi için dava açabilir.
  • Açılan bu dava sınır tespit davasıdır. Mahkemenin kararı yenilik doğurucu niteliktedir.

b. Taşınmaz Mülkiyetinin Dikey Kapsamı

  • Taşınmaz mülkiyetinin dikey kapsamını 718. madde belirtmiştir.
    • Madde 718/1 – Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.
  • Buna göre mülkiyet hakkı, arzın üstündeki hava boşluğunu ve altındaki toprak tabakasını da kapsar. Fakat bu kapsamın sınırı, malikin mülkiyet hakkını kullanmaktaki yararıdır.
  • Dikey kapsam malike daha önce bahsettiğimiz aktif ve koruyucu yetkiyi de sağlar.
  • Aktif Yetki: Malikin arazisi üzerinde istediği yapıyı, kazıyı, inşaatı yapma yetkisidir. Aktif yetki bakımından mülkiyet hakkının kapsamı gereği, malik, hakkı kullanmakta yararlı olabilecek ölçüyü aşan inşaat ve kazı da bulunamaz.
  • Koruyucu Yetki: Malikin arazisinin altına veya üstüne, başkalarının yapacağı saldırıyı men etme yetkisidir. Koruyucu yetki gereği mülkiyet hakkının kapsamında, malik, mülkiyet hakkını kullanmakta yararlı olacak hava ve toprak tabakasını aşan sahada başkalarının tasarrufta bulunmalarına engel olamaz.

c. Taşınmaz Mülkiyetinin Madde İtibariyle Kapsamı

  • Taşınmaz mülkiyetinin madde itibariyle kapsamından anlaşılması gereken 718/2’de belirtilen yapılar, dikili şeyler ve çıkarılan kaynaklardır.

1 – Yapılar

  • Taşınır yapı karakterini taşımayan, kalıcı olmak amacıyla yapılan inşaat-yapı arazinin mülkiyetine ve kaderine tabi olur. Bu ”üst toprağa bağlıdır ilkesi” olarak da bilinir.
1. Haksız Yapı
1.a. Yapıyı arazi malikinin yapmış olması
  • Hiçbir hukuki ilişkiye dayanmaksızın arazi maliki yapısında, başkasına ait malzemeyi kullanmışsa, malzeme maliki için üç talep söz konusu olabilir.
  • Birincisi: Malzemenin sökülerek geri verilmesi.
    • Şartları:
      • Yapı malzeme malikinin rızası olmadan yapılmış olmalı,
      • Yapının kaldırılması aşırı zarara yol açmamalı.
    • İki şartında sağlanması halinde malzeme sahibi yapının kaldırılarak malzemenin kendisine iadesini isteyebilir.
    • Talep, arazi sahibinin kusuruna göre sebepsiz zenginleşme veya haksız fiil zamanaşımına tabidir.
    • Yapıyı kaldırma masrafı arazi malikine aittir.
    • Arazi maliki malzemeyi söküp geri verme talebine uymazsa TBK 113’e göre sorumlu olur.
    • Malzeme maliki, yapının kaldırılması talebini, arazi malikine veya külli haleflerine yöneltebilir.
      • Madde 722- Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.
  • İkincisi: Tazminat Talebi
    • Malzemenin sökülememesi halinde malzeme maliki, arazi malikinden tazminat talep edebilir.
    • Arazi maliki iyi niyetli ise malzeme malikine uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür.
    • Arazi maliki kötü niyetli ise malzeme malikinin bütün zararlarını karşılamakla yükümlüdür.
    • Malzeme maliki tazminat talebini, arazi malikine veya onun külli haleflerine karşı ileri sürebilir.
    • Yapıyı sonradan kazanan üçüncü kişilere karşı bu talep ileri sürülemez.
    • Arazi maliki iyi niyetliyse tazminat talebi sebepsiz zenginleşmeye ait zamanaşımına tabidir.
    • Arazi maliki kötü niyetli ise tazminat talebi haksız fiil zamanaşımına tabidir.
      • Madde 723- Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
  • Üçüncüsü: Arazinin malzeme malikinin kendisine geçirilmesi talebi
    • Şartları:
      • Malzeme maliki iyi niyetli olmalıdır.
      • Yapının değeri açıkça arsanın değerinden fazla olmalıdır.
      • Malzemenin sökülmesi talep edilmemiş veya edilmesine rağmen reddedilmiş olmalıdır.
      • Malzeme maliki tazminat talebinde bulunmamış olmalıdır.
    • Şartların gerçekleşmesi halinde malzeme maliki, uygun bir tazminat karşılığında arazinin kendisine geçirilmesi hususunda yenilik doğuran bir hakka sahip olacaktır.
    • Malzeme malikinin, arazi malikine yönelteceği tek taraflı beyanla, arazi maliki arazinin mülkiyetini devretmek; malzeme maliki de uygun tazminatı ödemek borcu altına girer.
    • Taraflar anlaşamazlarsa, malzeme maliki bu konuda dava açabilir. Mahkeme kararıyla arazinin mülkiyeti tescilden önce malzeme malikine geçer, yapılacak tescil açıklayıcıdır.
      • Madde 724- Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir
1.b. Yapıyı malzeme malikinin yapması
  • Bir kimse kendi malzemesi ile hiçbir hukuki ilişkiye dayanmadan başkasının arazisi üzerine yapı yapmışsa, arazi malikinin çeşitli hakları vardır.
  • Arazi malikinin üç talep hakkı vardır.
  • Birincisi: Arazi malikinin, malzemenin sökülmesini isteme hakkı.
    • Malzeme maliki tarafından yapılan yapı, arazi malikinin rızası olmaksızın yapılmış olup da, malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmıyorsa, arazi maliki, malzeme malikinden malzemenin sökülmesini isteyebilir.
    • Malzemenin sökülüp kaldırılması masrafları malzeme malikine aittir.
    • Şartlardan birinin eksikliği halinde arazi maliki bu talebi ileri süremez.
  • İkincisi: Malzeme malikinin tazminat talebi.
    • Arazi maliki, malzemenin sökülmesini talep etmediği veya talep edemeyeceği takdirde, malzeme maliki, arazi malikinden tazminat talep edebilir.
    • Malzeme maliki iyi niyetli ise arazi maliki uygun bir tazminat ödeyecektir.
    • Malzeme maliki kötü niyetli ise arazi malikinin vereceği tazminat, malzemenin en az değerini, yeni arazi maliki için arzettiği subjektif değeri geçmeyebilir.
  • Üçüncüsü: Arazi mülkiyetinin malzeme malikine geçirilmesi talebi.
    • Yapının değeri arsanın değerinden açıkça fazla ise, iyi niyetli taraflardan he ikisi de uygun bir tazminat karşılığında arazinin mülkiyetinin tamamen veya kısmen malzeme malikine geçirilmesini isteyebilir.
1.c. Yapıyı üçüncü kişinin yapması
  • Yapı arazi maliki veya malzeme maliki tarafından yapılmamışsa, malzeme yine arazinin bütünleyici parçası olur.
  • Burada arazi maliki, malzeme maliki ve yapıyı yapanın ayrı ayrı hakları tanınmıştır. Buna göre:
  • Arazi malikinin hakları:
    • Malzemenin sökülüp kaldırılması aşırı zarara yol açmıyorsa, malik, masrafı yapıyı yapana ait olmak üzere malzemenin sökülmesini isteyebilir.
    • Yapının kaldırılması mümkün değilse, arazi maliki, bu yüzden uğradığı zararı vekaletsiz iş görme veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapıyı yapandan tazmin ettirebilir.
  • Malzeme malikinin hakları:
    • Malzeme maliki, yapı arazi malikinin rızası ile yapılmış ve kaldırılması aşırı zarar yol açmıyorsa malzemenin sökülüp kaldırılmasını talep edebilir.
    • Malzemenin kaldırılması talep edilemiyorsa, malzeme maliki arazi malikinden zararının tazmin ettirilmesini isteyebilir.
  • Yapıyı yapanın hakları:
    • Yapıyı yapan, arazi malikine karşı rızası varsa vekalet, rızası yoksa vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanabilir.
2. Taşkın Yapı
  • Bir taşınmaz üzerindeki yapıların, o taşınmazın bütünleyici parçası olma kuralının bir istisnası da taşkın yapıdır.
  • Taşkın yapı Kanunun 725. maddesinde açıklanmıştır.
    • Madde 725- Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur. Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir
  • Taşma inşaatın temelinde olabileceği gibi balkon ve saçaklarda da olabilir.
  • Kural olarak arazi maliki taşan yapıya katlanmak zorunda değildir. Mülkiyetin koruyucu yetkisinden yararlanarak el atmanın önlenmesi davası açabilir veya gerekli tedbirleri alabilir.
  • Taşkın yapı konusunda taşırılan arazi üzerinde yapı malikinin irtifak hakkının olup olmamasına göre farklı durumlar öngörülmüştür.
    • Arazi maliki, taşkın yapı için yapı malikine irtifak hakkı tanımışsa, taşan kısım yapı malikinin mülkiyetinde olur.
    • Arazi maliki, taşan yapı için yapı malikine irtifak hakkı tanımamışsa, zarar gören arazi maliki taşmayı öğrendiği tarihten itibaren 15 GÜN içinde itiraz edebilir. İtiraz ile taşan kısmın kaldırılmasını isteyebilir.
    • Arazi maliki süreyi kaçırmışsa 725/2’de belirtildiği gibi, yapı maliki irtifak kurulmasını veya mülkiyetin devrini talep edebilir. Bunun için aşağıdaki şartların sağlanması gerekir.
      • Arazi maliki itiraz süresini kaçırmışsa,
      • Durum ve koşullar haklı gösteriyorsa,
      • Taşkın yapıyı yapan iyi niyetli ise,
      • Uygun bir bedel karşılığında iki talepte bulunabilir.
        • Birincisi: Kendi lehine bir irtifak hakkı kurulması.
        • İkincisi: Taşan kısmın bulunduğu arazi parçası mülkiyetinin kendisine devredilmesini talep edebilir.
  • Arazi maliki yapı malikinin talebini yerine getirebilir. Talebi yerine getirmediği takdirde yapı maliki dava açabilir. Mahkemenin vereceği karar yenilik doğuran bir karar olacaktır.
  • Arazi malikinin taşan yapıya katlanma yükümlülüğünün doğması için bu şartların hepsi bir arada bulunması gerekir. Şartlardan birinin eksikliği halinde arazi maliki mülkiyet hakkından doğan yetkileri kullanarak taşan yapının kaldırılmasını talep edebilir.
  • Taşkın Yapı – Haksız Yapı
  • Taşkın yapı taştığı arazinin bütünleyici parçası değildir ancak haksız yapı yer aldığı arazinin bütünleyici parçasıdır.
  • Taşkın yapı için belirli bir zamanaşımı süresi yoktur ancak haksız yapının yıkılması için belli bir sürede talep edilmesi gerekir.
  • Taşkın yapıda uygun bedel karşılığında irtifak hakkı kurulması veya taşan kısmın mülkiyetinin devri talep edilebilirken, haksız yapıda sadece arazinin mülkiyetinin devri talep edilebilir.
3. Üst Hakkı – İnşaat Hakkı
  • Üst hakkı, bir kişiye, başkasına ait arazideki yapının maliki olma yetkisi veren irtifak hakkıdır.
  • Hakkın sahibi yüklü taşınmaz üzerinde sadece irtifak hakkına sahiptir. Yüklü taşınmaz maliki de irtifak hakkı sahibinin, bu hakkın kurulmasındaki şartlara uygun olarak, yapı inşa etmesine, yapılan inşaatı muhafaza etmesine izin vermekle yükümlüdür.
  • Arazi üzerinde üst hakkına sahip olan kimse, irtifak hakkının konusunu teşkil eden yapı üzerinde mülkiyet hakkına sahiptir.
  • Arazi üzerine yapılan yapının taşınır mülkiyetine mi taşınmaz mülkiyetine mi dahil olacağı tartışmalıdır. Ancak bina üzerindeki mülkiyet, bunu sağlayan irtifak hakkına ayrılmaz şekilde bağlıdır. Dolayısıyla bunlar irtifak üzerindeki tasarruf işlemlerine tabidir.
  • İrtifak hakkı olan üst hakkı, bağımsız ve sürekli hak olarak kütükte ayrı sayfaya kaydedilmişse, hakkın konusu taşınmaz olarak işlem görür.
  • Üst hakkının sona ermesi ile arazi üzerindeki yapı, arazi malikinin mülkiyetine tabi olur. Bu durumda aksi kararlaştırılmadığı takdirde üst hakkı sahibinin tazminat talep etme hakkı yoktur.
    • Madde 726- Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen yapıların mülkiyeti, irtifak hakkı sahibine ait olur. Bir binanın başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması, Kat Mülkiyeti Kanununa tâbidir. Bağımsız bölümler üzerinde ayrıca üst hakkı kurulamaz
4. Mecralar
  • Mecra: Kuvvet ve maddelerin taşıma ve dağıtımına yarayan teknik tesisat olarak tanımlanmıştır doktrinde. Doktrinde ancak su, gaz, elektrik gibi akıcı şeylerin taşınması için kurulan tesisat mecra olarak kabul edilmektedir.
    • Madde 727- Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile, aksine bir düzenleme olmadıkça o işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır. Komşuluk hukukunun gerektirdiği hâller dışında bir taşınmazın böyle bir mecra ile aynî hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı kurulması suretiyle olabilir. İrtifak hakkı, mecra dışarıdan görülmüyorsa tapu kütüğüne tesciliyle, dışarıdan görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar.
  • Mecra kavramına giren bir tesisat taşınmaz üzerinde, taşınmazın ihtiyacına yönelik kurulmuşsa bu tesisat da arazinin malikine aittir.
  • Taşınmazın üzerindeki mecra, taşınmazın ihtiyacına yönelik değilse, bazı şartları karşılayan işletme sahiplerine ait olur.
    • Mecraları geçirmek için irtifak hakkı mevcutsa,
    • Komşuluk ilişkisi hükümlerine dayanılarak irtifak kurulmuşsa.
  • Yukarıda belirtilen şartlar gerçekleşmemişse mecraların mülkiyeti de arazinin mülkiyetine tabi olur.
  • 727. maddenin aradığı şartla birlikte taraflar mecranın, arazinin mülkiyetine tabi olmasını kararlaştırırsa madde 727 hükmü uygulanmaz.
  • 727. maddedeki şartın gerçekleşmesiyle mecra işletmenin malikine ait oluyorsa, mecra işletmenin eklentisi sayılır.

2 – Dikili Bitkiler

  • Arazi mülkiyeti, arazide dikili bitkileri de kapsar.
  • Arazi mülkiyetinin dikili bitkileri kapsaması için bitkilerin, taşınır niteliğinde olmaması gerekir.
  • Taşınır bitkiden anlaşılması gereken, kalıcı olması amaçlanmayan fidanlardır.
  • Başkasına ait bitki, bir kimsenin arazisine dikilmesi halinde arazi mülkiyeti bitkiyi de kapsar. Ancak bitki, taşınır bitki niteliğinde ise arazi mülkiyetine tabi olmaz; dikilmeden önce malik kimse yine o malik olmaya devam eder.
    • Madde 729/1 – Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır.
  • Medeni Kanunda kalıcı bitkiler bakımından üst hakkı kurulmasına izin verilmemiştir.
    • Madde 729/2 – Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.
  • Ağaç veya bitkilerin dallarının komşu taşınmaz malikini rahatsız etmesi halinde tarafların hakları ileride komşuluk ilişkisi konusunda incelenecektir. (Madde 740 ve diğerleri)

3 – Kaynaklar

  • Madde 718’de belirtildiği gibi kaynaklarda arazinin mülkiyetine tabidir.
  • Kaynak: Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir. Doğal olarak veya insan emeği ile toprak sathına çıkarılan sulardır.
  • Kaynaklar konusunda Medeni Kanunda hüküm bulunmakla beraber Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ve Yeraltı Suları Kanununda da özel hükümler bulunmaktadır.
  • Jeotermal kaynaklar ile doğal mineralli sular kendi özel kanununa tabi olup Devletin tasarrufu altındadır.
  • Aynı şekilde yeraltı suları da devletin tasarrufu altındadır.
  • Medeni Kanun bakımından incelenen kaynaklar, doğal olarak oluşan kaynaklardır. Doğal kaynaklar bulundukları arazinin mülkiyetine tabidir. Arazi maliki kaynak üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.
  • Kaynaklara ilişkin diğer hususlar komşuluk ilişkisi başlığı altında incelenecektir. (Madde 756 ve diğerleri)

Medeni Hukuk Ünitesi Konu Anlatım Serisi

Yayınlanma tarihi: 9 Mayıs 2020
Son güncellenme tarihi: 3 Mayıs 2020