1. Bikifi
  2. Hukuk Ders Notları
  3. İcra İflas Hukuku Ders Notları
  4. Tasarrufun İptali – İcra Suçları

Tasarrufun İptali – İcra Suçları

A. TASARRUFUN İPTALİ

  • İptal davasına konu olan işlemler, maddi hukuk bakımından geçerli olan ve alacaklıları zarara sokan işlemlerdir.  Maddi hukuk bakımından hükümsüz işlemler için iptal davası açılamaz.
  • Takip hukuku bakımından hükümsüz olan işlemler hakkında iptal davası açılamaz.
  • Borçlunun borçlandırıcı işlemlerine karşı iptal davası açılamaz. (Yargıtay)
  • Malın alıcının malvarlığına geçmesi sonucunu doğuran iradi satışlar, iptal davasına konu olabilir.
  • Mal, mahkeme kararı ile başkasının mülkiyetine geçmiş veya o mal üzerinde ayni hak tesis edilmiş ise, alacaklılar o mahkeme kararının iptali için dava açamazlar.
  • İptal konusu tasarruflar borçluyla üçüncü kişi arasında geçerlidir. Malın borçlunun olduğu, onun mülkiyetinde olduğu şeklindeki iddialar istihkak davasının konusunu oluşturur.
  • Açılmış istihkak davası varsa ve iptal davasının şartları oluşmuşsa, iptal davası karşılık dava olarak ileri sürülebilir.
  • Kanuna uygun bulunmayan, borçlunun malvarlığı ve borç durumu ile mütenasip olmayan tasarruflar da iptal davasına konu olabilir.
  • Konkordatonun tasdikinden önce yapılmış olan bazı hukuki işlemlerde iptale tabidir.
  • Geçici konkordato mühletinin verildiği tarih, iptal davası açma sürelerinin hesaplanmasında haczin veya iflasın açılmasının yerini tutar.
  • Konkordato masasına yöneltilen talepler tasarrufun iptali yoluyla kısmen veya tamamen reddini sağlamak mümkün ise konkordato tasfiye memurları, defi yoluyla iptal talebinde bulunabilir.
Madde 277 – İptal davasından maksat 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler: 1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı, 2 – İflas idaresi yahut 245. maddede ve 255. maddenin 3. fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri.

a. İvazsız Tasarruflar

  • Hacizden, mal bulunmaması sebebiyle acizden veya iflastan geriye doğru 2 YIL içinde yapılan tasarruflar iptale tabidir.
Madde 278/1-2– Mutat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez.
  • İvazsız tasarrufların ve bağışlamaların iptal davasına konu olması için;
    • Haczedilecek mal bulunmaması halinde haciz tutanağının tanzim tarihi veya iflasın açılmasından geriye doğru
    • Hacze veya aciz vesikası verilmesine sebep olan ya da iflas masasına kabul edilen alacaklardan en eskisinin doğum tarihine kadar geçmiş dönem içinde yapılmış olması gerekir.
  • İki yıllık süreden önce yapılan ivazsız işlemler iptal davasına konu olmaz.
  • Alacağın doğumunun belgeye dayanması durumunda, alacağın doğum tarihi olarak, o belgenin düzenlenmesine sebep olan temel borç ilişkisinin doğum tarihi esas alınır.
  • Mutat hediyeler iptal davasına konu edilemez.
  • İvazlı olsa dahi aşağıdaki tasarruflar bağışlama gibi kabul edilir.
Madde 278/3 –Karı koca ile alt ve üst soy, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve evlat edinen ile evlatlık arasındaki ivazlı tasarruflar,
Akdin yapıldığı sırada borçlunun, vermiş olduğu malın gerçek değerine göre oldukça aşağı bir fiyata kabul ettiği sözleşmeler,
Borçlunun kendisine veya üçüncü kişi yararına kaydı hayat şartı ile irat ve intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleridir.

b. Aciz Halinde Yapılan Tasarruflar

  • Borca batıklık halinde bazı tasarruflar iptale tabidir. Borca batıklık, borçlunun aktifinin borçlarına yetmemesi durumudur.
  • Kanunda sayılan hallerde bulunduğu takdirde, hacizden, haczedilecek mal bulunmaması halinde haciz tutanağının tanzim tarihinden veya iflasın açılmasından önceki 1 YIL içinde yapılmış tasarruflar iptale tabidir.
Madde 279 –Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebi ile acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:
Borçlunun teminat göstermeyi daha önce taahhüt etmemiş olduğu halde, borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için rehin tesis etmesi,
Para veya alışılmış ödeme araçlarından başka yollarla yapılan ödemeler,
Vadesi gelmemiş bir borç için önceden yapılan ödemeler,
– Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.
– Borçlunun tasarruf işlemi yaptığı üçüncü kişi, borçlunun durumunu bilmediğini ispat ederse, iptal davası dinlenmez.
  • Davalı üçüncü kişi, borçlunun mali durumunu bilmediğini ve bilmesini gerektirecek bir halin de bulunmadığını yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlaması gerekir.

c. Zarar Verme Kastından Dolayı İptal

  • Malvarlığı, borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafında bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptale tabidir. Alacaklılara zarar verme kastıyla yapılan tasarruf işlemlerinin iptal davasına konu olması için, işlemin gerçekleştirildiği tarihten itibaren 5 YIL içinde borçluya karşı haciz veya iflas yoluyla takip başlatılmış olmalıdır.
Madde 280/1 – Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.
  • Mali durumun ve zarar verme kastının ispatında yaklaşık ispat ölçüsü yeterlidir.
  • İşlemin diğer tarafı olan kişinin, borçlunun karı veya kocası, alt veya üst soyu, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlardan biri, evlatlığı veya evlat edinenin kastını bildiğini karine olarak kabul etmiştir. Bu karinenin aksi ispatlanırsa iptal davası reddolunur.
Madde 280/2 – Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre ispat edebilir.
  • Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını iktisap ettikten sonra o işyerini fiilen de devralarak işletmeye başlayan kimse, borçlunun alacaklılarına zarar verme kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde zarar verme kastıyla davrandığı kabul olunur.
Madde 280/3 – Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.

d. Yargılama

  • İptal davasını açma hakkı, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 YIL geçmesi ile düşer. Süre hak düşürücüdür. İptal davasının açılabilmesi için işlem tarihinden itibaren 5 YIL içinde takip başlatılması ve takipte aciz vesikası alınmış olmalıdır.
Madde 284 – İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.
  • Yetkili mahkeme, davalı tarafta yer alan borçlu ile üçüncü kişinin yerleşim yer aynı yer ise, dava davalıların müşterek yerleşim yeri mahkemesi, yerleşim yerleri farklı ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabilir. (Taşınmaz aynına ilişkin olsa da geçerlidir.)
  • Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. İstihkak davasına karşılık olarak açılan iptal davasında ise icra mahkemesidir.
  • Davacı, elinde geçici veya kesin aciz belgesi olan alacaklı; davalı, borçlu ve üçüncü kişidir. Davalılar şekli anlamda mecburi dava arkadaşıdır.
  • Alacaklının aciz vesikasına sahip olması özel bir dava şartıdır. Davanın açılması anında mevcut olması gerekir. Başta mevcut olmayan vesika sonradan elde edilebilir.
  • Karşılık olarak dava açılmışsa aciz vesikası dava şartı değildir. Kamu alacaklarının tahsili içinde aciz vesikası dava şartı değildir.
  • Dava açılırken mevcut olan aciz vesikası iptal edilirse veya geçici aciz belgesi, haciz mallarının alacağı karşılayacağı sebebiyle hükümsüz hale gelirse, dava şartı ortadan kalkacağı için dava reddedilmelidir.
  • Aciz belgesine sahip birden çok alacaklı, aynı tasarruf için birlikte dava açabilirler.
  • Davalılar, borçlu yanında borçlu ile hukuki işlemi yapan kişiler, kendisine borçlu tarafından ödeme yapılanlarla ve bunların mirasçılarıdır.
Madde 282 –İcra ve iflas Kanununun 11 inci babındaki iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Bunlardan başka, kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. İptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez.
  • İflastaki iptal davasında davacı kural olarak iflas masasıdır. İflas idaresi davayı takip etmek isteyen alacaklıya yetkiyi devredebilir. Davalı tarafta ise tasarruf yapılan üçüncü kişi yer alır. İptal davası iyi niyetli kişilerin haklarını ihlal etmez.
  • Dördüncü kişinin kötü niyetli olması halinde alacaklının, iptal davasında, borçlu ve üçüncü kişi ile birlikte dördüncü kişiyi de davalı olarak göstermesi mümkündür.
  • İptal davası açma hakkı, aciz belgesinde gösterilen alacağı cüzi veya külli haleflerine de geçer.
  • Davanın konusu, tasarrufun konusu olan ve üçüncü kişiye devredilmiş bulunan mal veya hak üzerinde davacının cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisinin verilmesidir.
  • Davacı, iptal davası açmadan önce ihtiyati hacizde isteyebilir. İhtiyati haciz sadece tasarruf konusu mal üzerinden istenebilir. Tasarruf konusu mal üçüncü kişinin elinde değilse ona mukabil tutarı taşıyan mal üzerinden istenebilir.
Madde 281/2 – Hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur. Şu kadar ki, davanın elden çıkarılmış mallar yerine kaim olan kıymete taalluku halinde, teminat göstermeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez.
  • İptal davası basit yargılama usulüne göre görülür. Hakim serbestçe takdir eder ve çözüme kavuşturur.  İspat konusunda geniş bir takdir yetkisi vardır. (Senetle ispat zorunlu değil)
Madde 281/1- Mahkeme, iptal davalarını basit yargılama usulü ile görüp hükme bağlar ve bu davalara mütaallik ihtilafları hal ve şartları gözönünde tutarak serbestçe takdir ve halleder.
  • Davalı üçüncü kişi, tasarrufun iptali ile malvarlığında oluşacak azalmayı diğer davalı borçludan aynı davada talep edebilir. Mahkeme borçluyu tazminata hükmedebilir.
  • Haciz yolundaki iptal davasında davacının alacağı, davalılardan biri tarafından ödenirse iptal davası konusuz kalır. Bu durumda sadece yargılama giderleri için karar verilebilir.
Madde 281/3 – Davalılardan herhangi biri davacının alacağını ödediği takdirde, dava reddolunur. Bu halde hakim, duruma göre her birini masrafla ilzam veya bu masrafı aralarında takdir ettiği surette taksim eder.
  • Tasarruf konusu malın değeri, takip konusu alacağın miktarından az ise, malın değeri alacaklıya ödendiğinde, dava yine konusuz kalacaktır.
  • Sonuçları – Hacizde, davacı alacaklı, iptal davasını kazanırsa, malın maliki üçüncü kişi olmaya devam eder. Ancak alacaklı malı cebri icra yoluyla haczettirip sattırabilir.
Madde 283/1 – Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir.
  • Satılan malın bedelinden, alacaklının alacağı ödendikten sonra kalan üçüncü kişiye verilir.
  • Taşınmazda ise, alacaklı, tapuda değişiklik yapılmadan taşınmazın haczi ve satışını isteyebilir.
  • Rehin hakkının tanınması işleminde, alacaklı, o malı, iptal edilen işlemle kurulan rehinden ari olarak sattırabilir.
  • Üçüncü kişinin elinden çıkmış mallarda ise, üçüncü kişi malın değeri oranında davacının alacağından fazla olmamak üzere tazminata mahkum edilir.
Madde 283/2- İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (Davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkum edilir.
  • Bağış hükmünde sayılan üçüncü kişi iyi niyetli ise sadece dava tarihinde elinde kalanı verebilir.
Madde 283/6 – Kendisine bağış yapılan iyi niyetli ise yalnız dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur.
  • İflas idaresi veya alacaklı, davayı kazanırsa, dava konusu mal iflas masasına kalır. Davalı üçüncü kişi malı masaya vermekle yükümlüdür. Satıştan para artarsa üçüncü kişiye verilir.
  • İptal davasını kaybeden üçüncü kişi, şeyi veya bedelini borçludan, iflas etmişse iflas masasından isteyebilir.
Madde 283/4 – İptal davasını kaybeden üçüncü şahıs, karşılık olarak şeyi veya bedelini borçludan veya iflas masasından geri istiyebilir.
  • İptal edilen tasarruf sonucu, kendisine verileni geri vermek zorunda kalan alacaklı, eski haklarını muhafaza eder.
Madde 283/5 – Batıl bir tasarruf neticesinde kendisine ödenilen şeyi geri veren alacaklı eski haklarını muhafaza eder.
  • Alacaklının açtığı davaya karşı, davalı alacaklının alacağını ödeyerek davayı sonlandıramaz. Aldığı şeyi veya bedelini tamamen iade etmek zorundadır.
Madde 283/3- İptal davası üzerine üçüncü şahıs da, mamelekinde hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini aynı davada isteyebilir. Bu talep, iptal davasının tefrik edilerek daha önce hükme bağlanmasına mani değildir.
  • Üçüncü kişinin, iptal sonucu mala karşılık olarak verdiği şey masada mevcutsa, bu karşılık masa borcu olarak kendisine verilir. Bu mümkün değilse, üçüncü kişi haklarını muhafaza ettiği için masaya iflas alacağı olarak yazdırır.
  • Davanın sonuçlarından sadece davacı olarak yer alan alacaklılar yararlanabilir.

B. İCRA SUÇLARI

  • Hileli iflas, taksirli iflas, muhafaza görevini kötüye kullanma TCK’da yer alan icra suçlarıdır.
  • Ağır para cezaları adli pazara cezalarına, hapis ise disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak kabul edilmiş ve bunların ertelenmesi veya paraya çevrilmesi engellenmiştir.
  • İcra İflas Kanunda düzenlenen suçlar icra mahkemesinde görülür. Disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir. İcra mahkemesinin görevine giren işler, ceza davaları ile birleştirilemez.
Madde 346 – Bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir. İcra mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez. Bu Bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, icra mahkemesinde bakılır.
  • Yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir.
Madde 348 –Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir.
  • Kural olarak bu suçlar şikayete bağlıdır. Şikayetçi feragat eder veya borcun itfa edildiğini öğrenirse, dava, sonuçları ve ceza düşer.
Madde 354/1– Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.
  • Şikayet hakkı, suç sayılan fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 AY ve her fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 YIL geçmekle düşer.
Madde 347 –Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
  • Verilen tazyik ve disiplin haczine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren 2 YIL geçtikten sonra infaz edilemez.
Madde 347/2- İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.

İflasın Kamu Hukuku Bakımından Sonuçları – Taksirli İflas ve Hileli İflas

  • Taksirli iflas ile hileli iflas takibi şikayete bağlı değildir. Suçların takibi kendiliğinden yapılır. İflas organları bunu öğrendiklerinde Savcılığa bildirmek zorundadırlar.
  • Taksirli İflas: Taksirli iflas müflisin kusuruna dayanan ancak hile derecesine varmayan iflastır.
  • Hileli İflas: Malvarlığını eksiltmeye yönelik tasarruflarda bulunmak suçun maddi unsurudur.
  • Kişinin hileli davranıştan dolayı cezalandırılması için failin iflasına karar verilmiş olmalıdır. Failin iflas etmesi, objektif cezalandırılabilme şartı niteliği taşır.
  • Hak yoksunluğu halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi, tekrar kullanılması mümkündür.
  • Hüküm giyen müflis yasaklanmış haklarını ancak tüm borçlarını ödemiş olursa kullanabilir.
  • İtibarın iadesi için, alacakların tahsil edildiğine dair makbuzların ibrazı gerekir. İtibarın iadesi için müflisin, elinde aciz belgesi bulunan tüm alacaklılarının alacaklarını itfa etmesi gerekir.
  • Ayrıca müflisin mahkum olduğu cezayı çekmesi veya af nedeniyle cezanın düşmesi gerekir.
  • Taksirli ve adi müflis ise, itibarın iadesi için, iflasa karar veren asliye ticaret mahkemesine başvurur.

İcra İflas Hukuku => Diğer Ders Notları Listesi