Burdasınız: Bikifi > Hukuk, Konu Anlatımları > [İcra İflas Hukuku] Genel Haciz Yoluyla Takip 4 # İtirazın Kaldırılması

[İcra İflas Hukuku] Genel Haciz Yoluyla Takip 4 # İtirazın Kaldırılması

A. İTİRAZIN KESİN KALDIRILMASI

Borçlunun borca itiraz etmesi ile başvurulacak yollardan birisidir. Alacağı İİK madde 68-68/b maddelerinde, belirtilen belgelerden birine dayanan alacaklı, borçlunun borca itirazı üzerine, itirazın iptali davası açmak yerine itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurabilir.

KANUNDA

  • Madde 68/1 – Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz.

1- ALACAKLININ GÖSTEREBİLECEĞİ BELGELER

İMZASI İKRAR EDİLMİŞ SENET

  • Sözü edilen senet, adi bir senet olmalı ve belli bir para borcuna ilişkin kayıt şartsız bir borç ikrarını içermelidir.
  • Borç ikrarının belirli bir sebebi içermesi gerekmez. Ancak borç miktarı belli olmalıdır.Ayrıca senet altında borçlunun imzası bulunmalı ve imza da ikrar edilmiş olmalıdır.Senette bulunan mühür veya parmak izide borçlu ikrar ederse senet kabul edilecektir. Borçlu ikrarı açıkça yapabilir veya itiraz ileri sürmeden zımni olarak da kabul edebilir.
  • Borçlu senetteki imzaya açıkça itiraz etmemiş ve ayrıca da itirazda bulunmamışsa borçlunun imzayı ikrar ettiği kabul edilir ve bu belge 68. Madde kapsamında belge sayılır ve bu belge ile itirazın kesin kaldırılması talep edilebilir.
  • Altında imza bulunmayan, delil başlangıcı niteliğindeki belgeler, faturalar, fotokopi veya fakslar senet değildir. Ticari defterlere itirazın kaldırılmasında delil olarak dayanılamaz. Senet yırtılmış sonradan birleştirilmiş ise mahkeme tarafından incelenmez, ancak senet katlandığı için yırtıldı ise bu senet yapıştırılıp 68. Madde kapsamında senet olarak kabul edilir.
  • Tek bir senet değil de birden çok belge, belgeler zincirinde gerçekleşiyorsa bunlarda kabul edilir. Bu durumda tek senet olarak belge niteliği taşımayan senet bir araya geldiğinde bütün şeklinde belge olarak kabul edilir.
  • İmzası ikrar edilmiş belge üzerinde tahrifat söz konusu ise hakim belgenin kabul edilip edilmemesi konusunda bilirkişi incelemesine gidebilir. İnceleme ile belgenin kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği kabul edilirse mahkeme , itirazın kesin kaldırılması talebini reddetmelidir. Bu durumda alacaklı süresi dolmamış ise genel mahkemeden itirazın iptali yoluna başvurabilir.

İMZASI NOTERLİKÇE ONAYLANMIŞ SENET

  • Noter senetleri, düzenleme veya onaylama şeklinde olabilir. Düzenleme şeklinde bir senet kayıtsız şartsız borç ikrarını da içeriyorsa bu ilam niteliği taşır ve alacaklı bununla birlikte ilamlı icra yoluna başvurabilir.
  • Adi senetler altındaki imza inkar edilmiş ve bu yönde itirazda bulunulmuş ise bu senetler ile itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurulmayacaktır. Ancak onaylama şeklindeki belgelerin altında imza inkar edilse bile bu takip hukuku açısından sonuç doğurmayacak bununla icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenebilecektir.
  • İcra mahkemesi bu tür senetteki sahtelik iddiasını inceleyemez. Borçlu imzanın kendisine ait olmadığı ancak genel mahkemelerde açacağı menfi tespit davası ile ileri sürebilir.

RESMİ DAİRE VE YETKİLİ MAKAMLARIN YETKİLERİ DAHİLİNDE USULÜNE UYGUN VERDİKLERİ BELGELER

  • Bu belgeler de itirazın kesin kaldırılması için mahkemeye verilebilir. Bu belge ile ayrıca imzanın ikrar edilmesine gerek kalmayacaktır. Zira bu belgeyi resmi daire vermiştir. Bu belgede de borcun kayıtsız şartsız ödenmesi gerektiğini belirtmelidir. Borçlunun borcunu ödemek zorunda olduğu anlaşılamıyorsa bu belgeler 68.madde kapsamında belge olarak kabul edilmeyecektir.
  • Aciz vesikası, kesin rehin açığı belgesi bu tip belgelerdendir.

RESMİ MAKAMLAR ÖNÜNDE BORÇ İKRARINI İÇEREN BELGELER

  • Kanunda açıkça belirtilmemekle beraber borçlunun resmi makamlar önünde yaptığı borç ikrarı da belge olarak kabul edilebilir. Yargıtay aksi görüştedir.

KREDİ KURUMLARININ DÜZENLEDİKLERİ BELGELER

  • Kredi kurumlarının düzenledikleri belgelerde itirazın kaldırılmasını sağlayan belgelerdendir.
  • Krediyi kullandıran taraf yani banka, krediyi kullananın belirtiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden 15 GÜN içinde bir hesap özetini noter vasıtasıyla gönderir. Bu hesap özeti de itirazın kesin kaldırılmasını sağlayan belgelerdendir.
  • Krediyi kullanan taraf bu hesap özetinin kendisine tebliğinden itibaren 1 AY içinde itiraz edebilir. İtiraz edilmemiş hesap özetleri, ihtarnameler, krediyi kullanan tarafından düzenlenmiş usulüne uygun belge ve makbuzlar madde 68 bakımından belge sayılacaktır.İtiraz edilmeyen hesap özetinde ki imzalarda ikrar edilmiş sayılır.
  • Borçlunun kredi hesabının kesilmesine veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarnamenin içeriğine itiraz etmiş olması, ihtarnameden önce tebliğ edilmiş ve itiraz edilmediği için kesinleşmiş olan faiz tahakkuk dönemlerine ilişkin hesap özetlerine itiraz edilmemiş olmasının sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

KANUNDA

  • Madde 68/b – Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden on beş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.
  • Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir. Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu Kanunun 68’inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar. Krediyi kullanan taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde kendisine izafe edilen imzayı kabul etmiş sayılır. Bu hüküm bu Kanunun 150/a maddesinin söz konusu olduğu hallerde de aynen uygulanır.
  • Krediyi kullanan tarafın kredi hesabının kesilmesine veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarname içeriğine itiraz etmiş olması, kredi hesabının kesilmesi ve borcun ödenmesine ilişkin ihtarnameden önce tebliğ edilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşmiş bulunan faiz tahakkuk dönemlerine ilişkin hesap özetlerinin muhtevasına itiraz edilmemiş olmasının sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bu durumda, önceki dönemlere ilişkin kesinleşmiş hesap özetleri hakkında ikinci fıkra hükümleri uygulanır.

2- BORÇLUNUN İTİRAZINI İSPAT ETMESİ

  • Borçlu itirazını kural olarak madde 68/1’deki belgelerle ispat etmelidir. Takip konusu alacak ile ilgisi olduğu ispat edilen makbuzlar borçlu için geçerli belge olarak kabul edilebilir. Borçlu alacaklının ibraz ettiği belgeler ile de mümkünse kendi itirazını ispatlayabilir. Mahkemenin kendiliğinden gözetmesi gereken hususlar konusunda tarafların belge göstermesi gerekmez.
  • Belge ile ispatı olmayan, irade bozuklukları (korkutma, hata, hile) gibi veya senedi imzalarken borçlunun fiil ehliyetine sahip olmadığı, malın ayıplı olduğu şeklindeki itiraz icra mahkemesi tarafından incelenmez. İcra mahkemesinde madde 68’de sayılan belgeler dışında tanık dinlenemez, yemin teklif edilemez.
  • Borçlu elinde belgeler olmadan itirazını ispat edebilecekse bu ispatı genel mahkemelerde menfi tespit davası açarak yapabilir. Ancak menfi tespit davası takip işlemlerini durdurmayacaktır. Takipten önce açılan menfi davası ile borçlu ayrıca tedbir kararı aldırmış ise icra mahkemesi yine de itirazın kaldırılmasına karar verebilir. Ancak icra takibi sonraki aşamalara geçemeyecek, duracaktır.

3- USULÜ

  • Alacaklı dilekçeyle veya sözlü olarak yetkili mahkemeye başvurabilir.
  • Alacaklı talepte bulunan, borçlu ise karşı taraftır. Alacaklı itirazın kaldırılması ile birlikte tazminata hükmedilmesini istiyorsa bunu da ayrıca belirtmelidir. Mahkeme kendiliğinden tazminata karar veremez.
  • İcra mahkemesinde basit yargılama usulü uygulanır. Bu konudaki inceleme duruşmalı olarak yapılacaktır. Taraflardan biri duruşmaya gelmez ve diğer tarafta devam etmek istemezse veya her iki tarafta duruşmaya gelmezse, mahkeme HMK kurallarına göre dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verir.
  • Mahkeme öncelikle maddi hukuka ilişkin olmayan şekli ve takip hukukuna ilişkin kararları inceler. Bu itiraz haklı bulunursa maddi incelemeye geçmeden mahkeme itirazın kaldırılması talebini reddedir. Takip hukukuna yönelik koşullar mevcut ise artık maddi hukuka yönelik incelemeye geçilir. Mahkeme bu incelemeyi sadece madde 68’deki belgeler üzerinden yapar.
  • Yargılamada ispat yükü alacaklıdadır. Alacaklı önce alacağını ispat etmelidir. Alacaklı daha önceden dayanmadığı senedi bu duruşmada ileri sürebilir. Borçlu da bu durumda yeni senede karşı imzayı inkar edebilecektir. Alacaklı daha önce senet ibraz etmesine rağmen aslını vermemişse bunu da ilk duruşmada mahkemeye vermelidir.
  • Alacaklı 68. Maddedeki belgelerle ispat ettikten sonra borçlu da kendi itirazının ispat etmelidir. Borçlu icra mahkemesinde daha önce itirazında ileri sürdüğü sebeplerle bağlıdır. Bu nedenle itirazında ileri sürmediği sebepleri bu duruşmada da savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı ile ileri süremeyecektir. Alacaklının izin vermesi de durumu değiştirmeyecektir. Ancak yine de borçlu alacaklının ibraz ettiği belgeler üzerinde itiraz edebilir.
  • Borçlunun itirazını ispat için ibraz ettiği belgeye alacaklı imzayı inkar yoluyla itiraz ederse icra mahkemesi imzanın alacaklıya ait olup olmadığını madde 68/a’ya göre inceleyecektir. Alacaklıya ait olduğu sonucuna varılırsa itirazın kaldırılması talebi reddedilir ve haksız yere inkar eden alacaklıyı, belgenin ilişkin olduğu değerin %10 oranında para cezasına hükmeder. Mahkeme alacaklının imzaya itirazını haklı görürse bu durumda itirazın kesin kaldırılmasına karar verir.

KANUNDA

  • Madde 68/2,3,4,5,6 – Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur. Borçlu murisine ait bir alacak için takip edilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar. Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil müteakip oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmeyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.

4- KARAR VE SONUÇLARI

  • Mahkemenin vereceği kararlar maddi hukuka ilişkin olmadığı için maddi hukukta kesin hüküm teşkil etmez. Sadece ilamsız icra hukuku bakımından kesin hüküm teşkil eder. Ayrıca istinafa başvurmak için gerekli sınırın üstündeyse taraflar istinafa da başvurabilir.
  • İtirazın kaldırılması talebinin reddi ile takip son bulur. Alacaklı aynı alacak için ilamsız icra takibi yapamaz. Mahkeme, borçlu talep ettiyse eğer itirazın konusu alacak üzerinden, %20’den aşağı olmamak üzere alacaklıyı tazminata mahkum edebilir. Ancak talebin reddi usule ilişkin nedenlerden kaynaklanıyorsa mahkeme tazminata hükmedemez. Alacaklının tazminata hükmedilmesi için ayrıca kötü niyetli olması gerekmez. Talebin reddi halinde alacaklı, genel mahkemede alacak davası veya menfi tespit davası açabilir.
  • Mahkeme alacaklıyı haklı bulursa itirazın kesin kaldırılmasına karar verecektir. Alacaklı talep ettiyse eğer mahkeme, borçluyu haksız çıktığı miktarın %20’den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum eder.
  • İtirazın kaldırılması ile takip kesinleşir ve alacaklı takibi devam ettirerek haciz isteyebilir. Borçlu bu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 3 GÜN içinde mal beyanında bulunmak zorundadır.
  • Alacaklı bunlardan bağımsız olarak talebini geri alırsa, bu durumda talebin konusuz kalması sonucu karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Geri alma sadece itirazın kaldırılması talebi içindir, alacaklı alacağından feragat etmiş olmaz veya takip sona ermez.

KANUNDA

  • Madde 68/7 –  İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.

B. İTİRAZIN GEÇİCİ KALDIRILMASI

  • Borçlu kendisine gönderilen ödeme emrine karşı süresi içinde takipte dayanılan senetteki imzanın kendisine ait olmadığını açıkça ileri sürerse, alacaklı icra mahkemesinden itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. İtirazın geçici kaldırılması da itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 6 AY içinde istenmelidir.
  • İtirazın geçici kaldırılması yoluna başvurulabilmesi için,
    • -itiraz edilen senedin adi bir senet olması
    • -kayıtsız şartsız para borcu ikrar etmesi
    • -borçlunun bu senetteki imzayı inkar etmiş olması gerekir.
  • İcra mahkemesi itirazın geçici kaldırılmasına karar verirse, alacaklı bu karara dayanarak durmuş olan takibin devamını isteyemez, sadece geçici haciz isteyebilir. Bu karar üzerine borçlu 7 GÜN içerisinde borçtan kurtulma davası açabilir. Borçlu borçtan kurtarma davası açarsa bu davanın sonuna kadar takip durmaya devam eder. Aksi takdirde alacaklı, takibe devam edilmesini ve borçlunun mallarının haciz edilmesini isteyebilir.

KANUNDA

  • Madde 68/a-1 – Takibin dayandığı senet hususi olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Bu halde icra hakimi iki taraftan izahat alır.

1-USUL

  • Borçlunun imzaya itirazı üzerine alacaklı, derhal icra dairesinden borçlunun imzasının karşılaştırılacağı imzaların getirilmesini isteyebilir.
  • Alacaklı itirazın geçici kaldırılması ile birlikte, talebin kabul edilmesi halinde borçlunun tazminata mahkum edilmesini istiyorsa bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir.
  • Yargılama, basit usulde ve duruşmalı olarak yapılır.
  • Borçlu duruşmada hazır bulunmak zorundadır. İmzayı inkar eden borçlu duruşmada bulunmadığı takdirde itirazın geçici kaldırılacağı gönderilecek ödeme emrinde ihtar olarak bildirilir. Borçlu, usulüne uygun olarak çağrıldığı duruşmaya mazereti olmaksızın gelmezse, icra mahkemesi inceleme yapmadan doğrudan itirazın geçici kaldırılmasına ve borçlunun imzasını inkar ettiği senetteki miktarının %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verir. Ayrıca bu kararın verileceği davetiyede açıkça bildirilmesi ihtar olarak yer almalıdır.
  • Borçlu mazereti ile duruşmada bulunamayacaksa bunu duruşmadan önce icra mahkemesine bildirmelidir ve mahkemede mazereti kabul ederse, yeni bir duruşma günü belirlenir.
  • Bu zorunluluklar borçlu avukatla temsil edilirse ve icra dairesinin yetki çevresinde ise geçerlidir. İcra dairesinin yetki çevresi dışında ödeme emri tebliğ edilmişse, borçlu mahkemede bizzat bulunmak zorunda değildir. Bu durumda mahkeme itirazın kaldırılmasına karar veremez. Borçlu bulunduğu yerdeki icra mahkemesi aracılığıyla istinabe yoluyla dinlenir. Borçlu istinabe yoluyla dinleneceği duruşmada hazır bulunmak zorundadır.
  • Alacaklı bakımından duruşmaya gelme zorunluluğu yoktur. Alacaklının gelmediği duruşmada, borçlu duruşmada gelerek devam edilmesini isterse inceleme yapılır, borçlu davaya devam etmek istemezse veya iki tarafta duruşmaya gelmezse dosya işlemden kaldırılır.
  • İtirazın geçici kaldırılması duruşması inceleme ile başlar ve hakim iki taraftan da açıklamalarını alır. Borçlu inkar ettiği imzayı ikrar ederse artık belge niteliği kazanılır ve geçici itirazın kaldırılması talebi kesin itirazın kaldırılması talebine dönüşür. Bu durumda başka itiraz yoksa mahkeme itirazın kesin kaldırılmasına karar verir.
  • Borçlunun başka itirazı varsa, imzayı ikrardan sonra borca itiraz etmek isterse senet metninden anlaşılan itirazları ileri sürebilmesi gerekir. İmzayı inkar eden borçlu, senedin aslı icra dairesine verilmediği halde senet metninin aslını gördükten sonra imzasını ikrar ediyorsa, senet metninden anlaşılamayan itirazlarını dahi ileri sürmelidir. Senedin aslı icra dairesine verilmiş ve borçlu da icra dairesinin yetki çevresi içerisinde ise imzayı ikrar ettikten sonra, senet metninden anlaşılamayan itirazları ileri sürmemelidir.
  • Borçlu önceki inkarını sürdürürse bu durumda icra mahkemesi imza incelemesi HMK hükümlerine göre yapar. Mahkeme önce tarafları dinleyecek, sonra imzayı inkar eden tarafı isticvaba davet edecek ve bundan bir sonuç alamazsa bilirkişi incelemesi ile borçlunun karşılaştırılmaya elverişli imzaları temin edilerek inkar edilen imzanın bu imza ile karşılaştırılması gerekir.
  • Borçlu senedin altındaki imzanın sahteliği konusunda ayrıca sahtelik davası açmışsa, icra mahkemesinin ayrıca sahtelik davasının sonucunu bekletici sorun yapmalıdır.

KANUNDA

  • Madde 68/a-2,3,4,5 – Senet altındaki imzayı reddeden borçlu takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içinde ise, itirazın kaldırılması için icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada, mazeretini daha önce bildirip tevsik etmediği takdirde, bizzat bulunmaya mecburdur. İcra dairesinin yetki çevresi dışında ödeme emri tebliğ edilen borçlu, istinabe yolu ile isticvabına karar verilmesi halinde, aynı mecburiyete tabidir. Tatbika medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mukayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden icra mahkemesi, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hakim lüzum görürse, oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermeyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.
  • İmza tatbikında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309 uncu maddesinin 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü fıkraları ve 310, 311 ve 312 nci maddeleri hükümleri uygulanır.
  • Yapılacak duruşmada, yukarıda yazılı mazerete dayanmaksızın, borçlunun hazır bulunmaması halinde icra mahkemesince başka bir cihet tetkik edilmeksizin itirazın muvakkaten kaldırılmasına ve borçlunun sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkumiyetine karar verilir. Duruşmaya gelmeyen borçlunun itirazının muvakkaten kaldırılmasına ve hakkında para cezasına karar verilebilmesi için keyfiyetin davetiyeye yazılması şarttır.

2-KARAR VE SONUÇLAR

a. TALEBİN REDDİ

İcra mahkemesinin yaptığı inceleme sonucu itiraz edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse, itirazın geçici kaldırılması talebini reddeder. Daha önce durmuş olan takibe de artık devam edilmez. Ayrıca borçlu eğer talep etmişse mahkeme, alacaklıyı takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edebilir.

b. TALEBİN KABULÜ

Yapılan inceleme sonucu alacaklının dayandığı senet altındaki imza borçluya ait çıkarsa veya borçlu duruşmaya gelmezse, borçlunun itirazının geçici kaldırılmasına karar verilir. Bununla beraber borçlu takip konusu alacağın %10’u oranında para cezasına, %20’den aşağı olmamak koşuluyla, alacaklının talebi ile tazminata mahkum edilir.

KANUNDA

  • Madde 68/a-6,7,8 – İcra hakimi, imzanın borçluya aidiyetine karar verdiği takdirde borçluyu sözü edilen senede dayanan takip konusuna alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve borçlu açtığı davayı kazanırsa bu ceza kalkar. Borçlu inkar ettiği imzayı, itirazın kaldırılması duruşmasında ve en geç alacaklının senedin aslını ibraz ettiği celsede kabul ederse, hakkında para cezası hükmolunmaz ve kendisine yargılama giderleri yükletilmez. Şu kadar ki, kötü niyetle takibe sebebiyet veren borçlu yargılama giderleri ile mülzem olur. Senedin aslı takip talebi anında icra dairesine tevdi edilmiş ise, icra dairesinin yetki çevresi içinde ödeme emri tebliğ edilen borçlu hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz. İtirazın muvakkaten kaldırılması talebinin kabulü halinde borçlu, bu talebin reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar. 

İtirazın geçici kaldırılması kararı üzerine ortaya çıkan sonuçlar:

Geçici Haciz İstenebilmesi

İtirazın geçici kaldırılması ile alacaklı kesin haciz isteyemezse de geçici haciz isteyebilecektir. Geçici hacizde kesin haciz hükümlerine göre yapılır. Ancak geçici hacizde alacaklı malların satılmasını talep edemez. Borçlu geçici itirazın kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 7 GÜN içerisinde borçtan kurtulma davası açmazsa veya davası reddedilirse, geçici haciz kesin hacze dönüşecektir.

KANUNDA

  • Madde 69/1 – İtirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verilir ve ödeme emrindeki müddet geçmiş bulunursa alacaklının talebi ile borçlunun malları üzerine muvakkat haciz konur.
Mal Beyanında Bulunma Zorunluluğu

Borçlu itirazın geçici kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 3 GÜN içinde mal beyanında bulunmalıdır. Alacaklının geçici haciz istemesi borçlunun mal beyanında bulunmasından bağımsızdır. Yani alacaklı geçici haciz istemek için borçlunun mal beyanında bulunmasını beklemek zorunda değildir.

Borçtan Kurtulma Davası Açabilme

Borçlu, itirazın geçici kaldırılmasından sonra bunun kesin kaldırmaya dönüşmemesi için, geçici kaldırma kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 7 GÜN içinde borçtan kurtulma davası açabilir.

  • Borçtan kurtulma davası, niteliği itibariyle menfi tespit davasıdır. Borçlu takipten önce veya sonra menfi tespit davası açabilir. Borçlu bu davayı geçici kaldırılmadan sonra 7 gün içerisinde aynı zamanda teminatını da yatırırsa bu dava borçtan kurtulma davası olarak kabul edilir ve buna bağlı olarak bir kısım sonuçlar doğurur. Borçlu menfi tespit davası açmışsa artık borçtan kurtulma davası açmak zorunda değildir.
  • İtirazı geçici olarak kaldırılan borçlu, duran takibin devam etmemesini ve iptalini istiyorsa borçtan kurtulma davası açmalıdır. Açılmaması durumunda geçici iptal kesinleşir ve alacaklı icra takibine devam eder ve haciz isteyebilir. Geçici haciz uygulanmışsa bu da kesin hacze dönüşür ve alacaklı satış talebinde bulunabilir.
  • Bu davanın açılması ile davada verilen hüküm kesinleşinceye kadar geçecek süre, 1 YILLIK haciz isteme süresinin hesabına dahil edilmez.

Davanın Açılması: Borçlu, borçtan kurtulma davasını yukarıda bahsedildiği gibi itirazın geçici kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 7 GÜN içinde açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden gözetir.

  • Uygulamada ise süre geçirildikten sonra açılan borçtan kurtulma davası kendi sonuçlarını değil menfi tespit davasının sonuçlarını doğuracağı kabul edilir. Bu süre içinde dava açılmazsa geçici haciz kesin hacze dönüşebilecektir. Geçici haciz uygulanmamışsa, alacaklı haciz talep edebilir.

-Yargılama Usulü: Borçtan kurtulma davasında görevli mahkeme hakkında kanunda düzenleme öngörülmemiştir. HMK madde 2’den hareketle borçtan kurtulma davası malvarlığına ilişkin olduğundan hareketle borçtan kurtulma davasında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu kabul edilmelidir. Alacak ticari nitelikte ise bu durumda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olacaktır.

  • Yetki konusunda ise dava, alacağın yerleşim yerinin bulunduğu yerde veya icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir. Yetki kuralları kesin olduğu için taraflar tacir veya kamu tüzel kişisi değilse yetki sözleşmesi yapamayacaktır.
  • Davanın davacısı, borçludur. Davalısı ise alacaklıdır.
  • Borçtan kurtulma davası, menfi tespit davası olarak genel hükümlere göre görülür. Davada, borçlu, dava konusu alacağın %15’ini ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo etmeli veya mahkeme tarafından kabul edilecek aynı değerde teminat göstermelidir. Bu durum dava şartı olarak geçerlidir. Dolayısıyla bunu yerine getirmeyen borçlunun açtığı dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.

-Mahkemenin Kararı ve Sonuçları: Borçtan kurtulma davası sonucunda verilecek hüküm maddi anlamda kesin hüküm etkisine sahiptir. Kesin hüküm etkisinden dolayı davayı kaybeden taraf tekrar dava açamaz.

  • Mahkeme borçluyu haklı bularak davayı kabul ederse, borçlunun borçlu olmadığı tespit edilmiş olur ve icra takibi hükümsüz kalır. Daha önce borçlu aleyhine hükmedilmiş para cezası ve tazminat da kalkar. Haksız çıkan alacaklı, dava olunan şeyin %20’si oranında tazminata mahkum edilir.
  • Mahkeme alacaklıyı haklı bulursa, davayı reddeder. Bu durumda borçlu önceden hükmedilmiş para cezası ve tazminatı da ödemek zorunda kalır. Ayrıca borçlu hükmolunan şeyin %20’si oranında tazminata mahkum edilir. Bu durumda borçlu iki kez tazminata mahkum edilmiş olur.
  • Alacaklı tazminatın bir kısmını borçlunun yatırdığı teminattan karşılayacaktır. Borçlunun davayı kaybetmesi ile geçici kaldırma kararı kesinleşir ve alacaklı takibe devam ederek, borçlunun geçici haciz konulmuş malların satışını isteyebilir. Çünkü geçici haciz artık kesin hacze dönüşmüştür.

KANUNDA

  • Madde 69/2-3-4-5 – İtirazın muvakkaten kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçlu, takibin yapıldığı mahal veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu davanın dinlenebilmesi için borçlunun dava konusu alacağın yüzde 15 ini ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo etmesi veya mahkemece kabul edilecek aynı değerde esham ve tahvilat veya banka teminat mektubu tevdi etmesi şarttır. Aksi takdirde dava reddolunur. Borçlu yukarıda yazılı müddet içinde dava etmez veya davası reddolunursa itirazın kaldırılması kararı ve varsa muvakkat haciz kesinleşir. Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf yoluna başvuran borçlu, ayrıca 36’ncı madde hükümlerini yerine getirmek şartıyla, icra dairesinden mühlet isteyebilir.(1) Borçtan kurtulma davasında haksız çıkan taraf, dava veya hükmolunan şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere münasip bir tazminatla mahkum edilir.

Yayınlanma tarihi: 31 Aralık 2018
Son güncellenme tarihi: 15 Aralık 2018
Bikifi'ye ulaşın:
Bu yazı bikifi.com adresinden yazdırılmıştır. Sitemizdeki taban puan ve başarı sıralamaları bilgileri ÖSYM verileri kullanılarak tarafımızca derlenmiştir. Tercih yaparken ilgili kılavuzları incelemeniz tavsiye edilir.