Burdasınız: Bikifi > Hukuk, Konu Anlatımları > [Borçlar Hukuku] İfa Kavramı 3: İfa Yeri ve Zamanı

[Borçlar Hukuku] İfa Kavramı 3: İfa Yeri ve Zamanı

A. İFA YERİ

Borçlu borcu olan edimi ifa yerinde alacaklıya sunmakla yükümlüdür.İfa yerinde borca uygun olarak sunulan edimi reddeden alacaklı mütemerrit olur. HMK Madde 10 ”…. sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edilebileceği yer mahkemesinde de açılabilir.

1) İfa Yerinin Belirlenmesi

a) Taraflarca Belirleme

Borcun nerede ifa edileceği  taraflar açık veya örtülü iradesiyle serbestçe belirleyebilir.

b) TBK Madde 89’a Göre Belirlenmesi

Borcun nerede ifa edileceği taraflarca belirlenmemişse sözleşmeden veya işin niteliğinden de anlaşılmıyorsa TBK madde 89 yedek hükümlerine göre belirlenir. Buna göre:

  • Para borçlarında ifa yeri :: Ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yapılır.Paranın alacaklının yerleşim yerine götürülmesi  gerekir. Posta havalesiyle yapılmış olup alacaklı parayı almamışsa borç ödenmemiştir, bu nedenle alacaklı mütemerrit sayılmaz.
  • Parça borçlarında ifa yeri ::Borcun konusu ayırıcı nitelikleriyle belirlenmiş bir şey ise ifa yeri, sözleşmede yapıldığı zaman o şeyin bulunduğu yerdir. Sözleşmenin yapıldığı sırada, tarafların borcun konusu olan şeyin borçlunun ikametgahından başka bir yerde bulunduğunu bilmeleri gerekir.
  • Diğer borçlarda ifa yeri:: Diğer bütün borçlarda ifa yeri borcun doğumu zamanında borçlunun oturduğu yerdir, yani borçlunun ikametgah yeridir.
  • Alacaklı yerleşim yerini değiştirmesi durumunda ifa yeri :: Yasa ve sözleşme gereği alacaklının yerleşim yerinde yerine getirilmesi gereken bir borcun önemli ölçüde güç duruma gelmiş ise borçlu borcunu alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edebilir.

KANUN

MADDE 89- Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;

  1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
  2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
  3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.

Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.

B. İFA ZAMANI

Alacaklı yönünden edimin ifasının istenebileceği zamanı, borçlu yönünden edimin alacaklıya sunulabileceği zamanı ifade eder. Alacaklı edimin ifasını hangi andan itibaren isteyebiliyorsa, o andan itibaren muacceldir. Genellikle alacağın muaccel olduğu, borcun ifasının  isteyebildiği zaman ile ifanın alacaklıya sunulabileceği zaman aynıdır.

1- İFA ZAMANININ BELİRLENMESİ

KURAL: Muaccel süreye bağlanmamış borç, TBK madde 90’a göre borcun yerine getirilmesi taraflarca veya yasa ile bir süreye bağlanmamışsa veya niteliği itibariyle bir süreyi gerektirmiyorsa borcun ifası derhal istenebilir, borç hemen ifa edilebilir. Böylece bir vadenin söz konusu olmadığı hallerde, borcun doğumuyla birlikte borç muacceldir, alacaklı borcun ifasını isteyebilir ve gerektiğinde dava açarak borçluyu zorlayabilir.

Borcun İfasının Süreye Bağlanması: Borcun ifası sözleşme veya yasa ile bir vade, süreye bağlanmışsa muaccel borç söz konusudur.Muaccel borçlarda vadenin gelmesiyle alacak muaccel olur ve alacaklı ve borcun ifasını ancak o zaman isteyebilir.

Sözleşmede ifa zamanının belirlenmesi taraflardan birine veya üçüncü şahsa da bırakabilir, ifa zamanını belirleme yetkisine sahip bulunan tarafın veya üçüncü şahsın bu yetkisini iyi niyet kurallarına uygun olarak kullanılması ve bu konudaki iradesini diğer tarafa, taraflara ulaştırması gerekir.

Sözleşme yapılmamış olan hallerde, alacağın isteyebilme zamanı bu kurallar göz önünde bulundurularak belirlenir.Bedele ilişkin olarak taşınabilir malın alıcının zilyetliğine geçmesiyle muaccel olur.

KANUN

  • MADDE 90- İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.
  • MADDE 91- Borcun ifası için bir ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse, bundan ayın birinci ve sonuncu günü; ayın ortası belirlenmişse, bundan da ayın on beşinci günü anlaşılır.Borcun ifası için gün belirtilmeksizin sadece ay belirlenmişse, bundan o ayın son günü anlaşılır.

Sürenin Hesaplanması

  • Borcun ifası için ayın başlangıcı ve sonu belirlenmişse bundan ayın 1. günü ve sonuncu günü anlaşılır.
    • Ayın başlangıcı : Ayın 1. günü
    • Ayın sonu : Ayın son günü
    • Ayın ortası: Ayın 15. günü
    • Gün belirtilmemiş sadece ay belirtilmişse: Ayın son günü
  • Taraflardan herhangi bir yükümlülüğün sözleşmenin yapılmasından başlayarak bir sürenin sonunda ifa gerekiyorsa, ifa zamanı şu şekilde belirlenir.
  • Süre gün ile belirlenmişse, borç sözleşmenin yapıldığı gün sayılmadan son gün muaccel olur.
  • Süre haftalar ile belirlenmişse, borç son haftanın yapıldığı güne ismen uyan gün muaccel olur.
  • Süre ay ile veya yıl veya yılın dörtte biri gibi birden çok ayı kapsayan bir zaman belirlenmişse, borç sözleşmenin yapıldığı gün ayın kaçıncı günü ise, son ayın bunun karşılığı olan günde muaccel olur.
  • Son ayda sözleşmenin yapıldığı günün karşılığı olan gün yoksa borç ayın son günü muaccel olur.
  • Yarım ay deyiminden 15 günlük süre anlaşılmalıdır.
  • Belli bir süre içinde ifası gereken bir borcu borçlu sürenin sona ermesiyle önce ifa ile yükümlüdür.
  • Borcun ifası için kararlaştırılan vade uzatılmış ise yeni süre önceki sürenin sona ermesini izleyen birinci günden başlar.
  • Sözleşmede borcun ifası için öngörülen süre hesaplanırken pazar veya diğer tatil günleri de hesaplanır.Alacağın muaccel alacağı gün tatil gününe denk gelirse kendiliğinden bu günü izleyen tatil olmayan ilk güne başlar.

KANUN

  • MADDE 92- Bir borcun veya taraflardan birine düşen herhangi bir yükümlülüğün sözleşmenin kurulmasından başlayarak belli bir sürenin sonunda ifası gerekiyorsa, ifa zamanı aşağıdaki biçimde belirlenir:
  • Gün olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaksızın, bu sürenin son günü dolmuş olur. Sekiz veya on beş gün olarak belirlenmiş süre ise, bir veya iki haftayı değil, tam sekiz veya on beş günü ifade eder.
  • Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolmuş olur.
  • Ay olarak veya yıl, yarıyıl ve yılın dörtte biri gibi birden çok ayı içeren bir zaman olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün ayın kaçıncı günü ise, son ayın bunu karşılayan gününde dolmuş olur. Son ayda bunu karşılayan gün yoksa süre, bu ayın son günü dolmuş sayılır.
  • Yarım aydan on beş günlük süre anlaşılır. Bir veya birden çok ay ve yarım ay olarak belirlenmiş sürenin dolduğu gün, son aya on beş gün eklenerek belirlenir.
  • Bu kurallar,  sürenin sözleşmenin kurulmasından başka bir andan işlemeye başladığı durumlarda da uygulanır. Borçlu, belirli bir süre içinde yerine getirilmesi gereken bir borcu, bu sürenin dolmasından önce ifa etmekle yükümlüdür.
  • MADDE 93- İfa zamanı veya sürenin son günü, kanunlarda tatil olarak kabul edilen bir güne rastlarsa, kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçer. Aksine anlaşma geçerlidir.

2- İŞLERE AYRILAN SAATLERDE İFA

Borç vade gününde işlere ayrılan saatler içinde ifa ve alacaklı tarafından kabul edilir.Aksine sözleşme geçerlidir.

KANUN

  • MADDE 94- Borç, alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir.

3- ZAMANINDAN ÖNCE

Borcun ifası bir vadeye bağlanmışsa borçlu vadenin gelmesinden önce borcunu ifaya zorlayamaz. Borçlu kural olarak, isterse vadesinden önce borcunu ifa edebilir ve ifayı reddeden alacaklı mütemerrit sayılır.

Borçlu zamanından önce ifada bulunabilmesini sözleşmenin hükmünden veya niteliğinden veya koşullarından tarafların aksini amaçlamadıklarının anlaşılmasına bağlamıştır.

Zamanından önce ifada bulunan borçlu, yasa, sözleşme hükümleri veya gelenek aksini öngörmüş olmadıkça, borcundan bir indirim yapamaz.

KANUNDA

  • MADDE 95- Süre uzatılmış ise yeni süre, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, önceki sürenin sona ermesini izleyen birinci günden başlar.
  • MADDE 96- Sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir. Ancak, kanun veya sözleşme ya da adet gereği olmadıkça borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz.

4- KARŞILIKLI BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE İFA

KURAL: AYNI ZAMANDA İFA

TBK Madde 97- Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflar borçlarını aynı zamanda ifa etmekle yükümlüdür. Karşılıklı ifa yerinin aynı olması halinde, aynı zamanda ifa kuralı zorlaşacaktır. Fakat borçların ifa yeri değişikse, tarafların ya ifa sırasını ayrı düzenleyecekler veya önce ifadan doğacak sakıncaları giderecek önlemleri alacaklardır.

İSTİSNA: Taraflardan birinin borcunu daha önce yerine getirmesi gerekiyorsa, aynı zamanda ifa kuralına uyulmaz.Diğer taraf ifayı isteyebilir.

Yasa koyucu karşılıklı borç yükleyen bazı sözleşmelerde taraflardan birinin borcunu daha önce ifa etmesini gerektirmiştir. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça ifanın sırasını belirlemede yasal kurallar dikkate alınır.

Taraflar sözleşmede hangi tarafın borcunu önce ifa edeceğini kararlaştırabilir. İşin niteliği de taraflardan birinin borcunu daha önce ifa etmesini zorunlu kılabilir.

ÖDEMEZLİK DEF’İ

TBK madde 97’ye göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borcun ifasını isteyen taraf kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını önermiş olmalıdır.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde kendi borcunu ifa etmemiş veya ifasını önermemiş olduğu halde, borcun ifasını isteyen kişiye diğer taraf ödemezlik definde bulunarak ifadan kaçınabilir. Ödemezlik defi ile kendisinden ifa istenen taraf mütemerrit duruma düşmeden ifayı reddedebilir.

Ödemezlik defi hukuki niteliği itibariyle gerçek anlamda bir defidir.Hakim kendiliğinden dikkate almaz. Diğer taraf isterse ödemezlik definde bulunmalıdır.

ŞARTLARI

  • Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olmalıdır.
  • İfa isteğinde bulunan taraf kendi edimini borcuna uygun ifa etmemiş veya önermemiş olmalıdır.Borcun kısmen ifa edilmiş olması kural olarak, diğer tarafın borcunun tümü için ödemezlik definden yararlanmasını önlemez.
  • İfa isteğinde bulunan tarafın borcu hala devam etmelidir. Davacının borcu herhangi bir nedenle sona ermişse, davalı ödemezlik definden yararlanmasını önlemez.
  • İfa isteği ile karşılaşan taraf sözleşme veya yasa uyarınca borcunu önce ifa ile yükümlü olmamalıdır. Davalı borcunu önce ifa ile yükümlü ise ödemezlik definde bulunamaz.
  • İfası istenen edim ile yerine getirilmediği ileri sürülen edim aynı sözleşmeden kaynaklanmış olmalıdır ve bu edimler birbirinin karşılığı olmalıdır.Yani değişim ilişkisi olmalıdır.

5- BİR TARAFIN ÖDEME GÜÇSÜZLÜĞÜ DURUMUNDA DİĞER TARAFIN DEFİ VE FESİH HAKKI

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birinin edimini yerine getirmeyecek durumda olması halinde diğer tarafı  koruyan kurallara yer verilmiştir.

TBK Madde 97 uyarınca taraflar aynı zamanda ifa durumundalarsa, taraflardan birinin ödeme güçsüzlüğü halinde diğer taraf ödemezlik definden yararlanarak karşı edimi elde etmeden kendi borcunu ifadan kaçınabilecektir. Sözleşmede alacak muaccel ise TBK madde 125 uyarınca feshedilecektir. TBK madde 98 uyarınca ise sözleşmenin feshi halinde tazminat olanağı doğmayacaktır.

Alacağın muaccel olmadığı hallerde karşı tarafın ödeme güçsüzlüğü nedeniyle alacağı tehlikeye düşen taraf, ifası mümkün görünmeyen bir sözleşmeye bağlı kalmakta yarar görmüyorsa madde 98 uyarınca sözleşmeyi feshedebilecektir.

TBK Madde 98 yararlanma şartları: Diğer taraf sözleşmenin yapılmasından sonra borcunu ödemede güçsüz duruma düşmüş olmalıdır. Borçlu muaccel borçlarını ödeme kabiliyetine sahip değilse, ödeme güçsüzlüğünün varlığı kabul edilir. Ödeme güçsüzlüğü diğer tarafın alacağını tehlikeye sokmalıdır.

KANUN

  • MADDE 97- Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.
  • MADDE 98- Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse bu taraf, karşı edimin ifası güvence altına alınıncaya kadar kendi ediminin ifasından kaçınabilir. Hakkı tehlikeye düşen taraf, ayrıca uygun bir sürede istediği güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir.

KAYNAKÇA

  • Reisoğlu, Safa. Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler 23. Bası. İstanbul, Beta Yayıncılık, 2012
  • Remzi,Mehmet ve Sezer,Aydın. Borçlar Hukuku Genel Hükümler 10. Baskı. İkinci Sayfa,2017

Yayınlanma tarihi: 3 Aralık 2018
Son güncellenme tarihi: 4 Aralık 2018
Bikifi'ye ulaşın:
Bu yazı bikifi.com adresinden yazdırılmıştır. Sitemizdeki taban puan ve başarı sıralamaları bilgileri ÖSYM verileri kullanılarak tarafımızca derlenmiştir. Tercih yaparken ilgili kılavuzları incelemeniz tavsiye edilir.